Son 5 yılda 7 kez seçime götürülen ve sekizincisine hazırlanan ülkemde dikkatimi bir şey çekmiştir…

Özellikle son 5 yıldır her seçim öncesi, seçimden sonra kazanması halinde ekonominin düzeleceğini vaat eden… hatta 24 haziran öncesinde, “beni başkan yapın, bakın faizle, döviz kuruyla, enflasyonla nasıl mücadele edilir görün” gibisinden bir cümle kuran Erdoğan...

Sayın Erdoğan o cümleyi kurduğunda tarih 19 Haziran 2018’i… dolar kuru ise 4,75’i gösteriyordu…
Bu sözlerden sadece 4 gün sonra halk ona yetkiyi verdi ve istediği gibi başkan yaptı…

Erdoğan'ın tekrar başkan olmasından yaklaşık 19 gün sonra ise dolar kuru 7 TL’nin üzerine çıktı…
Enflasyon çıldırdı…
Faiz kontrolden iyice çıktı…
Ekonomi adeta sapıttı…
Piyasada nakit sıkıntısına girdi…
Adı konulmamış bir kriz tüm ülkeyi bir ateş çemberi gibi sardı…
Ve kriz hala devam ediyor… Ve hiçbir şey düzelmedi… Düzelecek gibi de görünmüyor...

Erdoğan’ın da diğer tüm insanlar gibi, dilinde kemik yok…
24 haziran sonrası yıkımının ardından henüz 9 ay geçmişken girdiğimiz 31 Mart 2019 seçimleri öncesi de, seçimlerden sonra ekonominin düzeleceğini söylüyordu…
Daha önceki 6 seçimde söylediğini yani… Bu kez yedinci kez söylemişti… Düzelecek… Düzelteceğim demişti…
Düzelmedi… Düzeltemedi…

Çok zeki olmaya gerek yok…
Aptal olmadığı sürece bir insanın kolaylıkla anlayacağı gayet somut bir tablo var aslında ortada…
Erdoğan 7 seçim öncesi, en az 7 kez, “bana yetkiyi verin ekonomiyi düzelteceğim” demesinin ardından… her seçimin sonrasında Erdoğan’ın yönettiği ekonomi daha kötü bir hale gelmişse ortaya sadece şu ihtimaller çıkar…
1- Erdoğan ekonomiden zerre anlamıyor…
2- Erdoğan bırakın uzak öngörüyü, ay veya yıl gibi yakın öngörüler dahi yapamıyor…
3- Erdoğan sırf oy uğruna… sırf seçim kazanma uğruna halka açık-seçik yalan konuşuyor…
...
İçinde bulunduğumuz ve her defasında daha kötüye giden tabloyu anlatacak dördüncü bir seçenek var mı...?

Şimdi sekizinci seçimin eşiğindeyiz…
Sayın Erdoğan’da aynı ağız aynı imalar devam ediyor…
Öte yandan hükümet tarafından yalanlanmayan bilgilere göre; Sayın Erdoğan, Merkez Bankasının 40 milyar liralık ihtiyat akçesini merkezi yönetime aktarmak… Yani kendi kontrolüne almak için düğmeye basılmış…
Merkez Bankası bağımsız… Öyleyse bu mümkün mü…?
Değil…
Onun için de yasayı değiştirmeye çalışıyorlar…

Bunun ülke tarihinde ilk kez olacağı söyleniyor…
Ekonomi o derece kötü yani…
Bu yıl bütçe açığının 80,6 milyar lira olması bekleniyor…

Sayın Erdoğan'ın ülkeyi bu noktaya, “bu ülkede bir dikili taşları yok” dediklerinin diktikleri taşları sata sata getirmesi bana hayli dramatik gelmiştir…

Ülkeyi baştan başa kale gibi kuşatan sanayi kuruluşları, finans kuruluşları, limanlar ve en son silah fabrikalarına kadar sata-sata… Bir mirasyedi pervasızlığında tükete-tükete geldiğimiz yer sizce de trajikomik değil mi...?

Ve bunca satmanın üzerine ülkenin bir de milyarlarca dolar borçlandırılması...
O milyar dolar borçların üzerine doların da kontrol edilemeyip, 3-5 kat artması... Devletin ve milletin kanını emen, emdikçe zayıf düştüğümüz ve artık direnemez hale geldiğimiz bir döngüye girmemiz...
Allah aşkına yıkım bu değilse başka nedir yahu...?

Şu an ülkemize baktığımızda, 2002’den 2019’a... Yani sayın Erdoğan'ın iktidarında öyle büyük gelişmeler olmuş ki…
Sırf internet ve buna bağlı android gibi yazılımlar… cep telefonunda ki hayatımızı değiştiren büyük evrim…
Ve yine bütün bunlara bağlı akıllı yazılımlar… tanıma sistemleri vs…

Ama maalesef hiç birini biz yapamamışız…
Bu ülkede bu teknolojileri kullanarak kendimizi ve ülkemizi gelişmiş hissediyorsak... veya ölümüne kendimizi kandırıyorsak, bunun tek bir sebebi var…
Kapitalistlerin bunlarla bizi sömürme çabaları…
Ya bize bu teknolojileri satmasalardı…?
Ya bizi sömürmekten vazgeçselerdi…?

Yani anlayacağınız ülkemizdeki değişimin ana lokomotifi de maalesef dünyadaki değişim…
Biz bu teknolojilere, sadece dünya güçleri izin verdiği ölçüde sahip olabiliyoruz…
Bunların sayın Erdoğan ile doğrudan ilgisi sadece… Bizi bu teknolojilere Pazar yapmasının ötesinde bir şey değil…

En son bir süpürge firması elektrikli otomobil üretmek için patent aldı…
Sayın Erdoğan’ın bize yaklaşık 20 yıldır anlattığı… Ama devletin bütün imkanlarına rağmen daha otomobilin “o”sunu dahi hayata geçiremediği ortadayken… en son Dyson adında bir süpürge şirketi bunu gerçekleştirdi…

Bunda anormal bir şey var mı…?
Yok… Gayet normal bir sonuç…
Yahu sen 81 milyonun en az yarısının kullandığı cep telefonlarını dahi üretemiyorsun henüz… Ne yerli otomobili…?

Bütün bunlara ek ülkede özgürlükleri baltalayan… Devletin ana omurgası olan kuvvetler ayrılığını ortadan kaldıran bir sisteme geçirdi reis bizi…
Neredeyse devletin bir faniye teslim olduğu… Kim ne yapıyor… ne harcıyor.. tamamen denetimsiz bir düzende savrulduk…

İktidarı değiştiremeyen milletlerin kaderiyle karşı karşıyayız…
Oysa sayın Erdoğan’ı bir kez muhalefette denesek… Bir kez olsun halk olarak bu devletin asıl sahiplerinin biz olduğumuzu hissettirsek, ülkedeki bir çok olumsuzluk olmayacaktı…

Ne kadar geç bilemem ama millet olarak iktidarlarımızı sürekli değiştirip, hem denetleyip, hem yarıştıramazsak... Korkarım canımızın çok daha fazla yanacağı günler uzakta değil...

5 yılda 8 seçim...
7'sinde, "seçimden sonra ekonomi düzeleceğim" deyip daha da batıran bir siyasetçi...
Ve buna rağmen, "bu adam ya ekonomiden anlamıyor... ya burnunun ucunu göremiyor... Ya da yalan konuşuyor" diyemeyip inadına iktidarını değiştirmeyen bir millet...
...
Kendimize gelmez ve bir sebep yaratmazsak...; İyimser olmak için bir neden var mı...?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.