YÜCEL BULUT'UN TBMM’DE YAPTIĞI ÇOKLU BARO KONUŞMASI

Abone Ol

Yücel Bulut, “ikiyüzlülüğe son vermek ve baroların yıllardır siyasallaşmış ve bazı siyasi partilerin arka bahçesi hâline gelmiş otoriter yapılara dönüştüğünün altını çizmek gerekmektedir.”

MHP Tokat Milletvekili Yücel Bulut, 222 sıra sayılı Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin ikinci bölümü üzerinde TBMM Genel Kurulunda bir konuşma yaptı. Bulut konuşmasının başında, “Huzurdaki kanun teklifi, Adalet Komisyonunda, demokratik olgunluk içerisinde tartışılmış ve Genel Kurul huzuruna gelmiştir. Dört gün süreyle devam eden Komisyon görüşmelerinde 296 milletvekilimiz söz almış ve 1255 sayfa tutanak düzenlenerek görüşmelerin demokratik olgunluk içerisinde tamamlanması sağlanmıştır. Genel Kurul çatısı altında görüşülmekte olan kanun teklifine ilişkin değerli görüş ve düşünceler ileri sürülmeye devam etmektedir. Bu görüş ve düşünceler içerisinde iyi niyetli bir şekilde ileri sürülenleri elbette ki bir zenginlik olarak kabul etmekle birlikte kanun teklifine karşı vehim ve itham dolu bazı değerlendirmeleri kabul etmediğimiz gibi huzurdaki kanun teklifinin kin ve nefret saikiyle hazırlandığı iddiasını da kabul etmemiz mümkün değildir” dedi.
 

SORUMLULUK DUYGUSUNU ARTIRACAK BİR ADIM
Yapılacak olan düzenlemenin önemine değinen MHP’li Yücel Bulut, “Görüşülmekte olan kanun teklifi, günden güne siyasallaşan ve kendi bünyesinde ideolojik bir oligarşi hüviyetine bürünen baroların, mesleki rekabet içerisinde daha demokratik ve daha çoğulcu bir yönetim anlayışıyla buluşması amacıyla hazırlanmıştır. Bu yasa, çoğunlukçu bir tahakkümle dar kadroların hegemonyası içerisine sürüklenen ve barolar bünyesinde azınlıkta kalanların talep, düşünce ve önerilerine kulak tıkayarak dar kadronun ideolojik perspektifini kurumsal görüş hâline getiren dar zümre iktidarını sonlandıracak, çoğulcu ve demokratik bir anlayışı hâkim kılarak savunmayı güçlendirecek, rekabeti sorumluluk duygusuyla artıracak bir adım olacaktır” şeklinde konuştu. Yücel Bulut konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Yasaya karşı ileri sürülen kaygı ve endişelerin gerçeği yansıtmadığı da bu kanun teklifinin yasalaşması sonrasında bir kez daha anlaşılacaktır. İdeolojik tekellerinin sarsılacağı ve nihai olarak sahip oldukları lokal iktidar alanlarını, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarına ideolojik kimlik kazandırmak amacıyla kullanan dar kadronun otoriter ve dayatmacı tutum ve davranışlarını esneteceği inancında olanlar, kanun teklifine karşı kamuoyu oluşturmak gayreti içerisindedirler.

 

ÇOKLU BARO BİR İHTİYAÇTIR
Demokratik ülkelerde kamuoyu oluşturmak ve inanç ve düşünceleri dile getirmek elbette ki bir haktır. Bu yönüyle görüş ve düşüncelerini dile getiren baro başkanları, meslektaşlarımız ve milletvekillerimizin düşüncelerine elbette ki saygı duyuyoruz ancak aynı saygıyı kanun teklifinin daha demokratik, daha çoğulcu ve daha nitelikli meslek mücadelesini ortaya çıkaracağına ilişkin inancımıza da bekliyoruz. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında yönetimleri ellerinde bulunduranların ideolojik söylem geliştirmek ve baroları âdeta birer kurtarılmış mahalle görünümünde tutmaktan başka görevleri olduğunu da hatırlaması bu kanun teklifiyle mümkün olacaktır. Üyelerinden kanunla toplanan aidatları ve oluşturulan bütçeleri yalnızca kendi dünya görüşlerine uygun siyasal bir duruş ve mücadele için kullanan ve çoğunluğun lokal iktidarı hâlini alan barolar bu düzenlemeyle bırakınız ayrışma ve bölünmeyi, asıl işlevlerini yerine getirecek ve meslek mensuplarına görüş, eylem ve düşünceleriyle taban tabana zıt dayatmacı yapılar içerisinde üretkenlikten uzak ve edilgen bir duruş yerine tercihine uygun ve mesleki mücadelesini demokratik ilkeler çerçevesinde sürdürebileceği bir seçenek sunacaktır. Çoklu baro anlayışının mezhep ve etnik köken temelli oluşumlara neden olacağı afaki ve gerçekle örtüşmeyecek bir görüştür. Avukatlık mesleğini icra eden ve her birisi savunmayı temsil eden eğitimli bireylerden müteşekkil bir meslek grubunun mezhep ya da etnik köken temelli ayrışmalara kapı aralayacağını düşünmek meslek mensuplarına yapılacak ağır bir hakarettir.”

 

TERÖR ÖRGÜTLERİNİN BARO KURACAĞI İDDİASI YERSİZDİR
Kamuoyu oluşturma adına terör örgütlerinin Baro kuracağı söylemlerini eleştiren Yücel Bulut, “Kamuoyu oluşturmak adına terör örgütlerinin de baro oluşumları içerisine gireceği ve kurulacak bu baroların terör örgütlerinin amaç ve hedeflerine uygun olarak hareket edeceği iddiası yersiz bir vehim ya da kamuoyunu endişeye sevk etmek maksadına matuf yersiz bir algı yönetimidir. Terör örgütlerinin baro kuracağını ve örgüt paralelinde faaliyet göstereceğini iddia etmek Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığı karşısında zaten mümkün değildir ve buna teşebbüs edenler elbette ki gerekli cevabı alacaklardır. Bu yönüyle cesaret edenin denemesi mümkün, deneyenin de fazlasıyla pişman olacağı bir ihtimaldir. Eleştiri sahipleri içerisinde görüş ve düşüncelerini iyi niyetli bir şekilde dile getirenleri ve Türk milletinin birlik ve beraberlik duygularını paylaşanları tenzih ederek ifade etmek isterim ki Türkiye'nin bölünmesinden rahatsız olmayanların, Türkiye'nin bölünmesi isteklerinden rahatsız olmayanların, Türkiye'nin bölünmesine ilişkin amaç, hedef ve gayelerden rahatsız olmayanların bugün baroların bölüneceği iddiasıyla feryat ediyor oluşu izaha muhtaç bir garabettir. Zira bölünecek olan, barolar değil kendi görüş ve düşüncelerini meslek mensuplarının tamamına şamil gibi sunan, iktidarı ellerinde tuttukları barolarda, toplumun değer yargıları ile bu meslek kuruluşlarını sistemli bir şekilde çatıştıran ve görüşlerini kurumsal bir görüş gibi bütün meslek mensuplarına dayatanlardır” ifadelerini kullandı.

 

Bulut konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Birçok avukatın mensubu olduğu baroyla ilişkisi aidat ödemekten ibaretbulunmaktadır. Meslek mensuplarının sorunları ve mesleğin daha nitelikli bir hâle kavuşturulması gibi kaygıların dışında meslek mensuplarının önemli bir kısmının onaylamadığı ideolojik tercih ve açıklamalarla baroların faaliyet alanlarını dar bir kadronun fikrî mücadelesi ve ideolojik çerçevelerine uygun bir yörüngeye sabitleyenler, baroların bir kısmının içerisine sürüklendiği tablonun temel müsebbibidir. Bu kanun teklifinin yasalaşmasıyla baroların siyasallaşacağını iddia edenler, baroların yıllar önce siyasallaştığını artık kabul etmelidirler. Bazı baro başkanları, kendi alanlarına ilişkin tek kelam etmezken hemen her hafta siyasi parti il başkanı gibi açıklamalar yapmaktan çekinmez hâldedirler. Baroları birer kamu kuruluşu kabul ederek baro başkanlarını valilerle kıyaslayanlar ve "Nasıl ki bir ilde tek bir vali varsa tek bir baro başkanı olmalıdır." diye görüş beyan edenler, valileri en ufak bir beyanlarında siyasallaşmakla suçlamakla ama hemen her hafta bir siyasi partinin temsilcisi gibi açıklama yapan baro başkanlarına tek bir laf söyletmedikleri gibi koruyup kollamaktadırlar yani çoklu baro söz konusu olduğunda baro başkanları tıpkı valiler gibi kamu görevlisi kabul edilmekte, siyasi demeç verdikleri zaman ise meslek örgütü başkanı olarak bu açıklamalar onlara hak kabul edilmektedir. Bu ikiyüzlülüğe son vermek ve baroların yıllardır siyasallaşmış ve bazı siyasi partilerin arka bahçesi hâline gelmiş otoriter yapılara dönüştüğünün altını çizmek gerekmektedir.

 

BARO BAŞKANLARININ HANGİ SİYASİ PARTİYE ÜYE OLDUKLARINA BAKIN
Geçmişten bugüne baro başkanlığı yapanların görev süreleri içerisinde hangi siyasi partilere üye olduklarına bakılması yeterlidir. Bundan dolayı daha önce görev yapmış baro başkanlarını kınamıyor ya da hakir görmüyoruz ancak baroların bu yasayla siyasallaştığını iddia edenler, geçmişte baro yönetimlerinde görev alanların siyasi görüşlerini açıkça deklare ettiklerini ve bazı siyasi partilere üye olmak ve o siyasi partide aktif politika yapmak suretiyle zaten siyasallaştıklarını kabul etmelidirler, hatta Sayın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından Anayasa Mahkemesine üye seçilen Türkiye Barolar Birliği Başkanı Sayın Özdemir Özok bir siyasi partiye üye olduğunun anlaşılması sonrasında oluşan kamuoyu neticesinde görevinden çekilmek zorunda kalmıştı yani barolarda siyasallaşma, siyasi tercih kullanma ve avukatın siyasi duruş ve tavrını deklare etmesi dün vardı, bugün var ve yarında var olacaktır. Bunu beyan etmek baroların siyasallaşması kabul edilecekse barolar yarım asırdır zaten siyasallaşmıştır.”

“İDEOLOJİK KİMLİKLE ÇATIŞANLAR”
Yeni düzenlemenin bir ihtiyaç olduğunun altını çizen Yücel Bulut, “Baroların elbette ki mesleki faaliyetler dışında görev ve sorumlulukları vardır ve olmalıdır. Baroların insan hakkı ihlalleri, hukukun üstünlüğü, savunma hakkının engellenmesine yönelik uygulamalar karşısında gür bir ses çıkarma hak ve ödevleri vardır. Bugün bu hak ve ödevler dahi bazı barolar tarafından yalnızca terör örgütleriyle irtibat ve iltisaklı olanlar söz konusu olduğunda yerine getirilen bir görev hâlini almışken, barolara giydirilen ideolojik kimlikle çatışanlar söz konusu olduğunda unutulan ve görmezden gelinen görevleri hâlini almıştır. Ayrıca iktidarın kendine yandaş barolar yaratmak suretiyle savunmayı güçsüzleştireceği iddiası bütünüyle gerçek dışıdır. Bu gerçek dışı olduğu gibi yandaş barolar oluşturulması suretiyle mahkemelerin bağımsızlık ve tarafsızlığının zedelenmek istendiği düşüncesi hem yargı mensuplarına ve hem de avukatlık mesleğinin erbaplarına yapılmış büyük bir hakarettir” şeklinde konuştu.

 

AVUKATLAR SORUMLULUK SAHİBİDİR
Yücel Bulut, “Kürsülerde görev yapan hâkim ve savcıların, savunma makamındaki avukatın görüş ve düşüncesine göre pozisyon alacağını düşünebilmek sorumsuz bir beyandır ve kendi hâkim ve savcımıza yönelik düşüncesiz bir ifadedir. Şükürler olsun ki bu ülkede bağımsız ve tarafsız vicdanından başka bir yerden talimat almayan binlerce yargı mensubu vardır. Siyasi otorite başta olmak üzere kendini hiçbir makamla bağlı görmeyen vicdan sahiplerinin, tarafların bağlı olacağı baroya göre tercih yapacağını dile getirmek; uçuk bir görüş olmanın ötesinde meslek mensuplarına yönelmiş eleştiri sınırlarını aşan, haksız bir genelleme ve yersiz bir değerlendirmedir. Bu kanun görüşülürken defalarca ifade edilen bir söz var. Bizlerde meslek hayatımız boyunca defalarca duyduk, gördük ve okuduk. Nedir bu söz? "Avukatlar tarih boyu köle kullanmadılar ama hiçbir zaman efendileri de olmadı" bir yandan kürsüye gelip gelip avukatı bu şekilde tarif edeceksiniz diğer yandan da yalnızca bir tercih kullandı diye ya da kendisine efendilik dışında bir katkısı olmayan bir baro yönetimine karşı bir başka baro oluşumunda yer alma ihtimalî karşısında avukatları iktidara yandaş olmakla yani iktidarı, bu avukatların efendisi olmakla itham edeceksiniz. Avukat meslektaşlarımız, sorumluluk sahibi ve mesleğin onurunu taşıyan bireyler olarak bir tercih kullandıklarında kendileri efendi aramayacakları gibi kimseye yandaş da olmayacaklardır. Bu sistem içerisinde bir yandan temsilde adalet sağlanırken diğer yandan tarih boyunca efendisi olmayan avukatlara da dar kadro dayatmasıyla efendilik yapmaya kalkanlara karşı tercih kullanabilmek imkânı sağlanmıştır. Nihai olarak, MHP Grubu adına huzurdaki kanun teklifini desteklediğimizi bir kez daha vurguluyor, yasalaşması hâlinde milletimize ve meslektaşlarımıza hayırlar getirmesini diliyorum” diyerek konuşmasını tamamladı.

Güncelleme Tarihi: 10 Temmuz 2020, 14:03
banner244
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner264

banner263