Çocuklara Şiddeti Kaymakamı ve eşi de görmüş

Turhal Sevgi Evleri davasında bir tanık dikkat çekti. Turhal Kaymakamı Ahmet Süheyl Üçer'in eşi Gülçin Gümüşsoy Üçer, fiziki şiddet iddialarını doğrulayarak, o görüntüleri kaymakam Üçer ile birlikte gördüklerini söyledi.

Çocuklara Şiddeti Kaymakamı ve eşi de görmüş

banner207
Haber Merkezi - Tokat’ın Turhal ilçesinde Turhal cumhuriyet çocuk sevgi evlerinde kalan çocuklara şiddet, işkence ve psikolojik baskı yaptıkları iddia edilen 16 sanıklı davanın 2’ci duruşması yapıldı. Tanıklar ve mağdur yakınlarının ifadeleri, savcılığın iddianamesini doğrular şekildeydi.

Tanık ifadeleri ve kamera kayıtlarında çocuklara bir öğretmen tarafından şiddet uygulandığı tespit edildiği belirtildi.

Yapılan duruşmada bir önceki duruşma günü ifadeye gelmeyen tanıklar ve mağdur çocuklar dinlendi. Mağdur çocuklar ve tanıkların ifadeleri tutanaklara şöyle yer aldı.

Mağdur Berat Demirhan ; Ben 9 yaşındayım. Daha önce yurtta kalmıştım. Ben o yurdu biraz seviyordum. Ablalar bazen kızıp bazen dövdüğü için biraz seviyordum. Bizim dışarda oynamamıza izin verilmiyordu. Arkadaşımla yaramazlık yaptığımızda Fatma abla ve adını hatırlamadığım abla bizi dövdü. dedi.

Şikayetçi Dilek Korhan ; Çocuklarım telefonla çok aşırı şekilde ağlayarak kötü şeyler olduğunu söylüyorlardı, kendim çocuklarımı görmeye gittiğimde de görüyordum, çocuklar çok kötü ağlıyorlardı. Çocuklarıma çok kötü davranıyorlar, işkence ediyorlardı. Çocukların dizlerine bardak attıklarını oğlum Çağrı bana anlatıyordu. Bende o izleri gördüm. Sevgi evlerinin bulunduğu mahalle de oturan kişiler görevli personelin kapı girişinde çocukları dövdüklerini söylediler. Hatta bende kapı girişinde bulunan güvenlik personelinin çocuğumu dövdüğünü gördüm. Oğlum Çağrı bir gün rahatsızlandı, Tokat devlet hastanesine götürdüm. Oğlum Çağrının kaldığı yurtta meyve suyu veya benzeri kötü şeyler veriyorlarmış ve bu nedenle oğlum Çağrı rahatsızlandı bende hastaneye götürdüm. Bana hastane de oğlumun besin zehirlenmesi olduğunu ve oğlum Çağrıda meyve suyundan olduğunu söyledi. Hastanede doktorlar bana meyve suyunun içine bir madde katıldığını söylediler hatta ismini de söylediler şuan aklımda kalmadı. Çağrı bunu bana söylemişti giderek dozu artırılıyormuş hatta. Çağrı orada doktorlara kendisine kötü davranıldığını, işkence gördüğünü söyledi. Ben bu olay üzerine emniyete ve Zile cumhuriyet savcılığına giderek şikayetçi oldum.

Mahkemedeki tanıklardan biri de Turhal Kaymakamı Ahmet Süheyl Üçer'in eşi Gülçin Gümüşsoy Üçer'di. Üçer ifadesinde şunları söyledi; 2018 yılı Mayıs ayında Kaymakamlığa gelen bir dosya üzerinden inceleme yapılması talimatını kaymakam bey vermişti ve bir incelemeci görevlendirildi. Bu inceleme sonucun da bir kamera kaydı olduğu ortaya çıktı. Bu kamere kaydında bir çocuğa şiddet uygulanıyordu. Bunun üzerine soruşturma başlatıldı. Benim izlediğim görüntülerde çocuklardan birine karşı şiddet vardı. Bu şiddeti uygulayan da öğretmenmiş. Kaymakam bey dosya bize geldiğinde ‘içinde ne gibi bir görüntü var izleyelim’ dedi. Birlikte izledik ve çocuğa karşı uygulanan şiddeti gördük.

Tanık Kezban Yılmaz; Ben çocukların çok fazla ağladıklarını, kadınların yanı görevli bakıcıların onlara bağırdığını ve onlarla ilgilenmediğini duyuyordum. Çocukların camlardan yardım çığlıklarını da duyuyordum. 2018 yılı Ramazan ayı içerisinde ben mahalle sakinlerinden çocuklardan birinin çatıdan düştüğü nü ve kafasına dikiş atıldığını duydum. Çocuklar bahçede oynarken onlarla kimse ilgilenmiyordu. Zaten çocuklarla ilgilenen personel olsa idi o çocuk çatıdan düşmezdi. Ben çocukların feryat eder gibi içten bir şekilde ‘bana yardım edin’ şeklinde çığlık attıklarını duydum. Çocuklar gerçekten acı çektikleri için yardım çığlıkları atıyordu.

Şikayetçi Oğuz Köklü, Yiğit ve Yavuz köklünün babası ; Ben doğrudan çocuklarımın dövülmesine şahit olmadım. Ama oğlum bana defalarca bu durumu söyledi. Zİnnuri hocanın yanında bir bayan çocuğuna ‘ yavaş piç’ diye bağırdığını duydum, bunun üzerine biz bu bayanla sen nasıl konuşuyorsun diye tartıştık. Zinnuri hoca bana ‘ ben bu işi halledeceğim aramızda kalsın’ dedi. Oğlum Yavuz bana dayak olaylarını anlatınca bende durumu psikolog Emine hanıma söyledim. Oda çocuklarımı dinledi ve olaylar bu şekilde gelişti. Oğlum Yavuz, banyoda ablaların kendilerine vurduğunu, saçlarından çektiklerini anlatıyordu. Çocuklarım Yavuz ve Yiğit uyumaları için yatağa onları atarak kafalarına yastık bastırdıklarını ve ‘3’e kadar sayıyorum uyumuş olacaksın’ dediklerini ve sonrasında yastığı başlarından kaldırdıklarını bana anlattılar. Sabah kahvaltılarında Yavuz ve Yiğit’e masada bulunan peynir ve zeytine uzanmaya çalıştıklarında ablalar sıcak çayın bulunduğu bardağın içerisinden sıcak çay kaşığını çıkartıp ellerine değdiriyorlarmış. Bunları çocuklarım bana ‘baba kimseye anlatma sen anlatırsan ben daha büyük ceza alırım’ diyerek anlatıyordu. Kızım Sümeyye yurtta bacağından rahatsız bir kız çocuğu varmış, bu kız çocuğu altına yaptığı zaman onu çok kötü dövüyorlarmış bu durum karşısında kızım Sümeyye de kendisinin de ağladığını söyledi. Erken uyandıkların da çocuklarım orta salona ve tuvalete gidemediklerini bana anlatıyordu. Bakıcı ablalar tarafından dövülmekten korktukları için. Yurtta yaş olarak çocuklardan büyük bir çocuk varmış buna ablalar ‘terminatör’ diyormuş ve istediği çocuğu bu terminatör lakaplı çocuğa dövdürüyormuş. Ben oğlum Yavuz’a sorduğum da baba 3-4 kez dövdü dedi. Nazi Özdoğan benim denetimli serbestlikte olduğumu biliyordu ve bana ‘senin 13.600 TL para cezanı biz ödeyemeyiz ama ödeyecek birini tanıyorum’ dedi. Beni gönderdiği yerdeki şahıs bir defa 200 TL, bir defa 250 TL, bir defa da 1000 TL olmak üzere para verdi. Öğrendiğim kadarıyla bu şahıs Naci Özdoğan’ın kaynı idi. Şikayetçi olmamam için bunlar yapıldı.

Mağdur Volkan Bekdemir idadeisnde; Ben 10 yaşındayım kaldığım yurtta ablaların bazıları iyi bazıları kötüydü. Kötü olanlar zaten bize vuruyorlardı, bunlar Ayşegül S. ve Ayşegül A. idi. Bize kiler cezası veriliyordu. Kiler kötü bir yerdi. Arkadaşım Berat yurttan kaçtığı için yine Ayşegül Sağlam ve Ayşe Acur isimli ablalar onu benim yanımda dövdüler. Ayşegül Acur abla bir keresinde çamaşır sepetini Berat’ın bacağında kırmıştı. Ayşegül Sağlam abla beni banyo yaptırırken suyu çok sıcak ayarlamıştı. Ben yurtta kaldığım süre içerisinde Risperdal isimli ilacı içiyordum. Yurttan ayrıldıktan sonra ilaç kullanmadım. Bu ilacı ne için içtiğimi bilmiyorum. dedi.

Güncelleme Tarihi: 11 Temmuz 2019, 17:43
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER
google.com, pub-6500093308715717, DIRECT, f08c47fec0942fa0