HELVAYI DA DEVLET YAPMASIN...

Geçtiğimiz gün bir arkadaş, Tokat Valiliğinin ÇED raporu yazısı.. ve bir harita gönderince, konuyu Amasya’dan başlayan ve Suşehri’nde D-100’e bağlanan bir yol olarak anlamıştım…
Meğer Gerede-Gürbulak adında ve arasında dev bir otoban projesinin Tokat bölümüymüş konu…
İtiraf ediyorum ki; bugüne kadar haberim olmamıştı bu projeden…

Yıllardır gerek yatırımlardan Tokat’ın yeterince faydalanamaması, gerekse turizm atağını bir türlü gerçekleştirememesi olsun… Çeşitli konular gündeme geldiğinde yazdığım, ve “neden olmuyor” sorusunun cevabını aradığım yazıların tamamında, Tokat’ın özellikle ülkenin doğusunu batısına bağlayan bir yol güzergahında olması gerektiğini yazdım…
En büyük sorunun bu olduğu…
Bu olmadıkça Tokat’ın kabuğunu kıramayacağını…

Bu yol, tam da benim Tokat için tarif ettiğim yol…

- Bu yolun Yap-işlet-devret modeliyle yapılmasına… son yıllarda yapılan otoyol ve köprüler gibi fahiş fiyatlı olma ihtimaline itiraz edilebilir…
- Neden eskisi gibi; Taşova-Erbaa-Niksar-Reşadiye güzergahı değil de, Turhal-Tokat-Almus güzergahı diye de itiraz eden olabilir…
- Ama yol Tokat’a zarar verecek, “bu yolu istemezük” şeklindeki itirazlar akılcı olmaz…

Dünkü yazıdan sonra epeyce telefon aldım…
Özellikle Erbaa-Niksar hattı rahatsız… Kaygılarında haklılar…
İstiyorlar ki; böyle bir yol yapılacaksa, eski güzergah olan Erbaa D-100 hattını takip etsin…

Sonra öyle argümanlar koyuyorlar ki ortaya…. Mesela; Otobanlar diğer bölünmüş yollar gibi olmaz…. İstediğin yerden giriş çıkış olmaz… Geçtiği yerleri fiziki olarak bölerler... istediğin yerden karşıya geçme imkanın kalmaz… bu da tarım ve doğa başta bir çok şeye zarar verir… bir çok şeyi zorlaştırır…
“Peki durum buysa, bu kadar kötüyse; neden kendi ilçelerinize istiyorsunuz ya…?” deyince mantığa uymayan zorlama bir izah etme sürecine giriyorlar ki; telefonda sıkılmaya başlıyorum…
Ekliyorlar; Ücretli olması bu yola talebi düşürür… Onca yatırımın anlamı kalmaz.. millet geçmez…
“Tamam o zaman neden endişeleniyorsunuz ya, eski güzergah önemini kaybetmez..?” deyince yine o saçma sarmala dönüyoruz…

Yol boyunca insanların ürettikleri tarım ürünlerini satmasından bahsediyorlar…
Gülüyorum…
Yazık…
Sanırsın Tokat ve ilçelerinin ürettikleri tarım ürünlerini yerel ve ulusal pazarlara arz etme şekli yol kenarındaki derme çatma yapılar…
Gördükleri fotoğraf bu kadarsa kimseyi de suçlayamıyorsun doğal olarak…
Ama vizyon ve fırsat bundan çok ama çok daha büyük…

Bu ülkeye kurulacak büyük üretim üslerinin bir kenti tercih etmesindeki en önemli kriter ana ulaşım hatları güzergahında, kavşaklarında olmasıdır…
Çünkü aslolan sadece büyük miktarda üretmek değildir… Ürettiklerini en kısa zamanda bayilerine veya pazarlarına ulaştırman gerekir…
Üretimi yeterli büyüklükteki bir araziye kuracağın fabrika ile A kentinde de yapabilirsin B kentinde de.. Hatta köyünde de…
Senin bu yatırımı kendi kentine çekme noktasında tercih sıralamasında, A ve B kentlerinin önüne geçirecek.. veya onlarla eşit bir rekabet alanı açacak olan ülkenin bir ucunu diğer ucuna bağlayan yol güzergahında olmandır…
Bu en önemli kriterlerden biridir…
Bu da benim ısrarla yıllardır yazdığım gibi; Tokat’ın en önemli dezavantajıdır…

Turizm için de aynı kriter önemlidir…
Ülkede bir tura çıkan grup; sınırlı zamanında ulaşımı en kolay rotaları tercih eder…
Konaklamaları o güzergahlardaki kentlerde yapar…
Günübirlik geçerken uğrama şeklinde turizm böyle bir yol güzergahındaysanız daha fazla olur…

“Böyle ekstra bir otoban mı, yoksa İstanbul’dan bize doğru gelen yolun ihyası mı daha iyi?” diye bana da sorsanız, ikilemde kalırım…
Bu yolun Tokat için en önemli avantajı, Almus üzerinden sağlık bir doğu kapısının açılmasıdır…
Bazı kapısı Amasya’dan itibaren vardı zaten… Ama doğuya bağlantısı Tokat-Niksar yolundan D-100’e bağlanmak gibi kulağını tersten tutmak kadar zamanı da, enerjiyi de, ekonomiyi de öldüren kötü bir kapıydı…
Doğu kapısı sağlıklı olmadığı için, sağlıklı tahliye sağlayamadığı için; batı kapısının da pek bir anlamı kalmıyor, kenti büyük ölçüde çıkmaz sokak durumunda bırakıyordu…

Taşova-Erbaa-Niksar-Reşadiye güzergahı ne olacak…?
Hiç..; devam edecek…
Zaten ortaya konan tezler gibi; bu yol pahalı ve daha uzunsa… Erbaa güzergahı çok büyük etkilenmeyecek demektir…
Geçiş ücretleri pahalı olacağı için, üretilen malın pazara ulaşma maliyetini artıracaksa, Erbaa güzergahındaki üretimler pazarlara daha düşük maliyetlere ulaşabilir demektir…
Erbaa güzergahı, hala Tokat, Turhal ve Almus’a göre Karadeniz limanlarına daha yakın…

Burada sıkıntı şu..; Siz Tokat ve Kazova havzası mahrumiyet içinde kalsın.. dolayısıyla işer sadece D-100’e mahkum olsun… Biz de kaymağını yiyelim diyorsanız bu olmaz…
Ahlaki kısmını geçtim…; bu suyun yolunu bulması gibi, o yol bir şekilde açılır…
Sizin yapmanız gereken; Tokat ve ilçelerinin önünü açacak yatırımlara engel olmaya çalışmak değil, elinizdeki nimetlerden doğru faydalanmaktır…
Bugüne kadar yapamamış olabilirsiniz… Bundan sonra önünüze bakın…

Geçtiğimiz gün Zile ilçemizden bir öğretim görevlisi arkadaş aradı…; Gençlerin benim yazıları takip ettiğinden bahsederek..; yazılarımda kooperatifleşmeye vurgular yapmamı istedi…
“Günümüz gençleri çok zeki, ama onlar için ne sağlıklı üretim modellerimiz var, ne rol modellerimiz… Eğer kooperatifleri bu gençlerle başaramazsak, korkarım ülke ayaklarımızın altından kayıp gidecek” diyor…

Eğer biz kafamızı çalıştıramazsak; ne D-100’ün Erbaa güzergahı… ne Tokat üzerinden geçecek yeni otoban bizi kurtarmaz… istediğimiz refahı getirmez…
Bu yolların bizi Pazar haline getirmesi de mümkün… Bu yolları kullanarak bizim daha geniş pazarlara ulaşmamız da…
Bizi kalkındıracak olan yolu kullanarak yatırım çekmek ve pazarlara ulaşmak…
Kontrolü o yoldan gelenlere bırakırsak; ellerindekini bize satmakla kalmaz, bizdekini de üç kuruşa alır giderler…

İşte o hocamızın söyledikleri bu sebeple çok değerli…
Özellikle tarım ve hayvancılıkta Kooperatifleşme modeliyle örgütlenmeli… Kendi ürettiklerimizin fiyatının belirlenmesini başkalarına bırakmamalıyız…
Piyasada belirleyici roller ve modellerin peşine düşmeliyiz…

Erbaa mesela…
Sayın başkan Ertuğrul Karagöl’de genç…
Dinamik,  heyecanlı ve eğitimli de…
Erbaa’nın elinde tarımsal kooperatifleşme için muhteşem bir zemin hazırlayacak ürün de var…
Erbaa’nın aroması emsalsiz, muhteşem lezzetli tescilli bağ yaprağı…
Eee..; un var, yağ var, şeker var, su var…; helvayı yapamayacak mıyız…?
Helvayı da devlet yapsın…
Bu anlayışla bizi hiçbir yolun kurtarma şansı olmaz…

Erbaa Belediyesi lokomotif olsun… Ticaret ve ziraat odaları… esnaf odalarının da samimi şekilde bir araya gelmesiyle bir başlangıç yapalım…
Hiçbir şey bulamazsak; Pankobirlik ve Amasya Şeker Fabrikası modellerini incelemekle başlayalım…
Buraların çiftçi aleyhine bölümlerini... şeffaflığa mani yönlerini ayıklayıp… daha da geliştirerek, yerel bir model çıkaralım…
Tokat ve ilçelerindeki diğer yaprak üreticisi hemşerilerimizi de bu kooperatife ortak edip… güçlü bir yapı oluşturarak bir başlangıç yapalım…
Gerek kendi ihtiyaçlarımızın daha ekonomik temini… Gerekse üretimlerimizin işlenmesi ve katma değerinin yükseltilmesiyle, çiftçilerimiz ve kentlerimizin daha kazançlı çıkması noktasında adımlar atalım…

Pazarlara da kendimiz ulaşma noktasında…
Dünyaca tanınacak ve güven duyulacak kendi markalarımızı oluşturma noktasında, önümüzde aşılmayacak ne engel olabilir..?

Yaprak bu modelin başlaması için elimizdeki nimetlerden sadece biri…
Bu modelle, ildeki bir çok nimetin kıymetlendirilmesi sağlanabilir… Kooperatif gelirlerinin önemli kısımları akıllıca yatırımlara dönüştürülerek, tarımsal sanayi başta, bir çok alanda üretime de geçilebilir…

Bir yerinden, en azından bir araya toplanarak konuşmaya başlayalım…
Ardından eyleme geçelim…
Varsın başarısız olalım…
Hata yapalım…
Tecrübe biriktirip; daha güçlü şekilde yeniden deneyelim…

Her şey var…
Tek eksiğimiz cesaret ve güven…
Birlik beraberlik çoğu zaman sadece dilimizde….
Ortaya konan fikrin kimden, hangi siyasi görüşten olduğuna değil… akılcı ve ayaklarının yere basıp basmadığına bakmak lazım…

Tokat’tan geçmesi beklenen otoban projesine karşı olanların… veya itiraz edenleri destekleyenlerin bir çoğu da sırf muhalefet olmak için karşı…
Dediğim gibi; ücretli olmasına, güzergahına vs… herkesin kendine göre itirazları olabilir… Ama bu yol hayata geçerse, Tokat kendini çıkmaz sokak durumuna düşüren makus talihini kırmak için çok önemli bir fırsat yakalamış olacak…

Geçiş ücreti mesela; Hele başlansın proje…
Bu yolları devletleştireceğini söyleyen partiler de var… Onlarla da devletleştirir kurtuluruz ücret yükünden…

Hani bir laf vardır; su akar Türk bakar…
Önemli olan sadece yolların geçmesi de değil… Yol geçince her şey düzelmiyor… Olan; değerlendirebilirsek bize fırsat kapıları açılıyor…
Asıl sınav belki de orada başlıyor..; Yol akarken biz ne yapacağız… Bakacak mı, o nimeti değerlendirme yoluna mı gideceğiz…?

Değil mi..; Sanki, D-100 akarken o havzada olanlar sadece bakmış gibi…
O yoldan gelenler hem oraları Pazar yapıp kendi mallarını iyi paraya satmış… Hem orada üretilen ürünlerin fiyatını belirleyip 3 kuruşa alıp gitmiş…

Organize olamamışlar…
Sömürülmüşler…
Organize olamadıkları ve sömürüldükleri için zaten öylesine uluslararası transit bir yol güzergahında dev sanayi tesisleri kuramamışlar… Kuramıyorlar… böyle giderse kuramayacaklar da…

Devlet yapsın mantığı da bir yere kadar…
“Devlet bize bakmiir..” gibi sözler artık sadece mizah amaçlı kullanıyor…
Kooperatifleş… örgütlen… emek ve üretiminin gerçek değerini bulması için onlara sahip çıkman lazım hemşerim…
Sen baktıktan, geçen arabaları saymaktan öte gidemedikten sonra… Yol akmış pek bir faydası olmaz…

YORUM EKLE

banner264

banner263