DÖNEN ALÇAK OLSUN BAŞKAN!

Neymiş?… Bir STK başkanı, ortaya çıkardığım imar peşkeşi için bana yüklüce para vermiş…
Vermiş mi gerçekten net mi?...  İşte şeymiş… Kulaktan kulağa dolaşan dedikodulara göreymiş… İddiaymış… falanmış da fişmekanmış…

Madem dedikodular üzerinden gideceğiz... Öyle ise size daha gerçekçi bir şey söyleyeyim mi?... O STK başkanına davasını çekmek için oradan 1 daire verilmiş… 3-5 yıldır sürdürdüğü davayı, bir anda bu sebepten geri çekmiş… İşte asıl konuşulan bu…
Bundan daha gerçekçi bir dedikodudan bahsedeyim mi?... “O yol ve parkları kimse babasının hayrına peşkeş çekmezmiş” Çok daha mantıklı değil mi başkan?
 
Yahu yine lafımın arkasındayım… Orada rant var… Kim ne paylaştı, nasıl paylaştı, nasıl anlaştıysa artık... 2 çocuk parkı ve 2 yol da, bu rant uğruna peşkeş çekildi…
Almadım… Bak altını kalınca çizerek söylüyorum o STK başkanından para-mara almadım….
Ama yine de sizin dediğiniz olsun… Varsayalım aldım…
Ne için aldım: Tokat halkı ve yetimin malını peşkeş çekenlere, “dur” demek için…
İyi de bunun neresi kötü…?
Benim peşkeşe dur demek için para almış olma ihtimalim...  diğer birinin peşkeş çekmek için almış olma ihtimalinden daha mı kötü..?
Şimdi… “Bunların hangisi onurlu, hangisi şerefsizce?”diye sormayayım mı başkan?
 
"Eğer memleketinin malı peşkeş çekiliyor" diye kaygılanan biri çıkıp… Bunun ortaya çıkması için para ödüyorsa... Üstelik de Peşkeş ortada… Belgeler havada uçuşurken Korkan, hatta kuyruğunu kıstırıp oturan muhalefet milletvekili ve sinen il başkanları dururken bunu yapıyorsa, o şahsa da ayrıca, "helal olsun" derim...
 
SEN YAZ O ZAMAN 

Zeyid Aslan ve Hüseyin Yıldırım’ı neden eleştirmiyor muşum?...
Sana ne ben yazamıyorum öyle ise buyur sen yaz...
Sen de gazetecisin güya… Varsa bu adamların eleştirilecek yanları onları da sen eleştir... Kim tutuyor seni... İş gazeteciliğe gelince, güya bizi gazeteci saymıyor, ama iş gerçek gazetecilik yapmaya gelince de, "ancak sen yaparsın" demeye getiriyorsunuz...
Ki ben bu iki ismi eleştirirken, sizler mütemadiyen yalayıp övüyordunuz… 

Neymiş Yıldırım FETÖ’cüymüş de ben yazmıyor muşum?... Sen yaz veya yazdır o zaman... Kim tutuyor sizi
Aha bir kez daha söylüyorum: Bu memlekette FETÖ’nün resmen karşısına dikilip, kazanmaması için savaştığı tek belediye başkan adayı Hüseyin Yıldırım’dır… Bu da belgelidir… Belgesi de hala internettedir isteyen bulur… Bulamayana ben gönderirim…
Yeni başkan olduğunda, belediyenin önüne kurulan bir hanımlar kermesinden içeri sokulmuş… Orada söyledikleri de FETÖ’nün o zamanki haber ajansı tarafından haber yapılmış… Ben de bunu Tokat’ta eleştiren yegane gazeteci olmuşumdur… Hem de defalarca…
Başkan’da  o hanımlar derneğinin bir FETÖ uzantısı olduğunu ben yazdıktan sonra öğrenmiştir… Ama iş işten de geçmiştir…
Yoksa sayın Yıldırım birileri gibi, bir FETÖ elebaşı ile ortak falan da değildir…

Sayın Yıldırım'ın bir saldırı olayından gözaltına alınması ve ardından, bunun FETÖ ile ilişkilendirilmesine, “KUMPAS” diyerek manşet atanlar sizler yada sizlerin gazetecileri değil miydi?… Ve dahi, “yüreğimize Yıldırım düştü” başlığı ile, Yıldırımı övmenin dışında adeta yalayarak yazı yazan siz değil miydiniz?...

Ya ben ne yazmıştım… Başkanla ilgili yapılan saldırı ve darp gibi iddialar doğruysa…. Bu yanlıştır…. Yakışmıyor.. Konuyla ilgili en kısa zamanda kamuoyuna bir açıklama yapmalıdır… Diye eleştirmiştim… Tek ama tek eleştiri yazısı yine benden çıkmıştı…
Kim-kimi yalıyor… Kim eleştiriyor… Kim yalama-yavşak, kim dürüst sormayayım mı başkan?
 
MAÇANIZ SIKIYORSA

Neymiş Murat Yumuşakkaya diye biri varmış…
Eee.. İşte o benimle ilgili iki yazımı yayınlamış… Bak sen..
Ulan bu bahsettiğiniz şahıs benim sitemde yazardı… Yazmayı da doğru düzgün beceremezdi… Ben düzenlerdim yazılarını…
Hepsine eyvallah da başkanla ilgili kişisel sorununu sadece bir konuyla ilgili ve ortaya elle tutulur hiçbir şey koymadan yazması, hem okuyucu hem de beni rahatsız etti…
“Ya somut delillerle ortaya bir şey koy… Yada artık kabak tadı veren ithamlardan vazgeç”… diyerek uyardım… Dinlemeyince, sitedeki yazılarına son verdim…
Onu da geç… Madem bu adam madem iyi bir gazeteci… Elinde delil var, iftira etmiyor… Alsanıza gazetenize… Versenize bir köşe…
Değil mi ama başkan?.. "Maçanız sıkıyorsa yani…" diye lafı gediğine koymayayayım mı şimdi..
 
O SALDIRGANLAR KİM ÇIKTI BAŞKAN?

Hayır bu seni savunmanın… Sana itibar kazandırmanın yolu neden bir gazeteciyi itibarsızlaştırmaktan geçiyor başkan?...
Yav bundan da vazgeçtim… Sana itibar kazandırmanın yolu neden partindeki iki siyasetçinin itibar kaybetmesine bağlıymış gibi bir saldırı yönetiliyor…?
Ve sen bunlara nasıl itiraz etmiyorsun?
O şerefsizce saldırıların başladığı günlerde, hemen sahte hesaplarla saldırı yapanların kimler olduğuna yönelik bir araştırma yaptım… İki isme ulaştım ve başkan yardımcına bildirdim…
Kimdi biliyor musun o 2 isim… biri akraban 2 belediye çalışanı…
“Bunlar size saldırmaz iyi çocuklardır… Nereden biliyorsun” dedi… Bende bu söze karşılık bir de belge gönderdim… Mesele kapandı…
Sonuç  ne mi oldu başkan?: O şerefsizliği yapan 2 sahte hesap şıppadanak kapandı…
Sormayayım mı şimdi, seni savunmak için sahte hesaba ne gerek var? Sahtekarların senin etrafında ne işi var Başkan?
 
Neymiş ben size iftira atmak suretiyle rencide ediyor..  karalama yapıyormuşum…
Karalama arıyorsanız…: Birinin Fotoğrafına kadın makyajı yapıp… üzerine de, “gayım, hamileyim… ıvırım-zıvırım" yazan ve yazdıranlara bakın…
O sizin fotoğrafınız miydi.. Saldırı size mi yapıldı..
Hayır.. Bana yapıldı değil mi?
Rencide etmek nedir biliyor musunuz?... Sosyal medyada eşinin ismi yazılmak suretiyle, hakaret dolu paylaşımlar yapılarak rencide edilendir… size karşı böyle bir şey yapıldı mı başkan?
hayır... o da bana yapıldı değil mi?...
 
İftira atmak neymiş bilin diye soruyorum:
İftira nedir biliyor musun?...:“25 işadamından şantajla para alıyor… Belgesi var yayınlayacağım” diye yazıp… Sonra k.çının üzerine oturup, susmaktır… Size böyle bir şey yazan oldu mu?
 “Belgeli FETÖ’cü, belgesini yayınlayacağız” diye yazıp, sonra k.çının üzerine oturmaktır iftira…. Size böyle iftiralar atıldı mı başkan?
Hayır atılmadı... Ya kime atıldı... Yine bana...
Öyleyse, kimler kime iftira atmış yada attırmış... Burada büyük bir çelişki yok mu başkan?
 
ASIL İFTİRACI KİM BAŞKAN?

Bir zengine Tokat’ın 2 yol ve 2 parkını peşkeş çekilmesiyle ilgili konu… Orada iftiraya uğrayan sen misin ben mi başkan?
Sana iftira olsa… Gider yol ve parklar "aha burada duruyor" der… Benim iftiracı olduğumu ortaya çıkarırsın… Ama o yol ve parklar maalesef araziye eklendi…
Peki benim bu belgesini ortaya koyarak yazdığım, dosdoğru yazıma, "yalan ve hakaret" diye dava açan siz değil misiniz?
Yahu madem bunlar yalan değil… bana yalancı diyerek dava açmanız, asıl iftirayı sizin attığınızın somut delili değil mi?
Sormayayım mı şimdi: Asıl iftiracı kim başkan?
 
Bir başka davada... Ortada bana iftira atıldığının belgesi varken… Mahkeme beni mahkum ediyor… Somut belgeye rağmen… Ne mahkemesi başkan ne mahkemesi... Ne adaleti hangi mahkemeden bahsediyor senin avaneler başkan?
 
SEN KAHRAMANSIN HE Mİ?

Son bir yılda sırf Tokat’a gidip-gelirken yediğim trafik cezalarının rakamı 4 bin lirayı geçti… Gidip-gelirken yaktığım yakıt… Onun iki katından fazla… Otel, yemek ve diğer giderler de yine bir o kadarı buluyor… Yani yılda 20 bin lira bu memleket için cebimden harcadığım rakam…
Bunun içinde… haber sitesi, sunucu, ajans aboneliği... ve kendime hiç veremediğim maaş alacakları yok… Bunları da eklersek yıllık 80 bini geçer…
Sen dahi… Sen başkan sen… Sen dahi bu memlekete cebinden böyle bir rakam harcamazsın…
Hatta bildiğim kadarıyla… Sen cebinden harcamadığın gibi bir de Tokat’ın kasasından maaş alıyor… Akrabalarına da maaş veriyorsun değil mi?
Ve bütün bunlar ortadayken kahraman sensin öyle mi?...
Ortada bir kahraman, bir memleket savaşçısı varsa… sormayayım mı şimdi?  Gerçek Tokat aşığı… Tokat için gerçekten savaşan, risk alan, canını dişine takan… Hatta canını ortaya koyan sensin misin ben mi?
 
EZİK VE OMURGASIZ KİM BAŞKAN?

Neymiş… Dün kara dediğime bugün ak diyor muşum?... Ortaya koyun bu işi bırakayım….
Ama dün-ak bugün kara demenin örneğini görmek istiyorsan şu aşağıdaki ezik… Sünepe… Karakter ve duruştan yoksun manşete bak…


 
Gerçekten, "dün ak dediğine, bugün kara" diyen omurgasızlar kimler başkan?
Sahi bu manşet atıldığında, bu omurgasızlığın karşısına da ben dikilmiştim değil mi?
Ve sen bu iki manşeti birer ay arayla atanlarla bugünlerde çok samimisin değil mi başkan?... Toplantılarda birini sağına birini soluna oturtuyorsun…
Sormayayım mı şimdi: Gerçek omurgasız, gerçek ezik kim başkan?
 
BUNLARA İTİRAZ DAHİ ETMEDİN BAŞKAN

Ey Amerika… Pardon ey başkan… Senin itibarın benim itibar kaybetmeme mi bağlı… Şu kurulan sirk… O sirkin içine salınan onca sirk maymununun hal ve hareketinden tam olarak bu anlaşılıyor da o sebeple sordum… Sormayayım mı?
Dikkatini çekiyor mu?... Eleştirilmiyorum… Ya ne?... sadece ve sadece rencide edici paylaşımlar… Hakaret ve küfürler… Ve dahi iftiralar… Ve işin ilginç tarafı bu şirretlik çetesi bunları seni savunmak için yapıyor…
Geçen bu… ağzı patlamış lağım borusu gibi ortalığa pislik saçan şirret… Eşimi de işin içine karatarak bana yapılan bütün bu aşağılık saldırıları, sizin yaptırdığınızı itiraf eder gibi, “başkanın eli armut mu topluyordu” demeye getirerek bir yazı yazdı…
Bunun üzerine ben de bunu sizin adınıza yapılmış bir itiraf olduğunu yazdım… Siz de hiç itiraz etmediniz...  “hayır bu pisliklerin arkasında ben yokum… Bu şerefsizleri tanımıyorum ve tasvip etmiyorum… Bu yazdıklarını, bu attıkları iftira, bu hakaret ve dahi bu saldırma, öldürme tehditlerini ben yaptırmıyorum” demediniz…
Demek ki buna itirazınız yok diyebilir miyiz...? Kusura bakmayın da ben pek ala öyle diyorum…
 
EL İNSAF - EL İNSAF.. 30'A 1...

Yahu geçen saydım 30 gazeteciye hediye verdin… Belki içlerinden 2-3’ü hariç neredeyse bir tamamı seni övüyor… Sadece bir gazeteci de çıkmış eleştiriyor…
Bundan diğer partiler… Yada partinin içinde şans arayan diğer partili siyasetçiler şikayet etmesi gerekirken… “Bu hiç adil de, gerçekci de değil” demesi gerekirken, sen mi şikayet ediyorsun…
Maalesef sen ediyorsun…
Hem de o otuz övene karşı… sadece bir eleştireni  dahi kabul edemiyorsun…
Neden?
Cevabı biliyorsun değil mi başkan…
 
ÖLÜMDEN KAÇARSARSA KEMAL VANLI'NIN DA

Mahkemelerde haksız yere zulme uğruyormuşum…
Talana, yalana, peşkeşe, iftiraya… Haksızlık ve zulme dur demenin bana maliyeti çok ağır oluyormuş…
Maddinin yanında, manevi bedeller de ödetiliyormuş…
Hatta açıktan açığa saldırı ve ölümle tehdit ediliyormuşum…
Öyleyse: Öldürmeyen de şerefsizdir… Vakti zamanı geldiğinde ölmekten kaçarsa Kemal Vanlı’da şerefsizdir…
 
Dur nereye başkan bitmedi…
Belden aşağı saldırıp, alçaklaşanlar gibi davranırsam, ben de şerefsizleşirsem yani… Allah benim de müstahakımı versin…
Ben bana yapılan bütün bu iftira, hakaret ve şerefsizliklere rağmen… Senin olumlu haberlerini manşete çekmeye devam ediyorum ya… Bir gün nefsime yenilip, bunları görmezden gelir... Çekmezsem manşete.. Yani başkan mertlikten dönersem Allah beni de bildiği gibi yapsın…
 
Aha bu da son kapak olsun…
“Kemal Vanlı parayla yazıyor” diyenlere… Kemal Vanlı parayla yazsa, kendisine zarf içinde gönderdiğimiz.. ve sürekli de göndereceğimizi bildirdiğimiz zarfı almayıp… Adeta yüzümüze çarpar gibi iade eder miydi?” diye sormayan da alçak şerefsiz olsun…
Olsun değil mi başkan?
 

YORUM EKLE
YORUMLAR
kgt
kgt - 2 yıl Önce

birde haktan hukuktan bahsedersin başkan bizde seni adaletli bilirdik hak yemez bilirdik eğer bu yazılanlar doğruysa Allah ayağına dolaştırsın ne diyelim reisin hatrına oturuyosunuz o makamlarda

recayi
recayi - 2 yıl Önce

adamsın dibisin kemal vanlı . şu tokata senin gibi 5 adam olsa sırtımız yere gelmez. kimlere kaldık arkadaş

Osman Alp
Osman Alp - 2 yıl Önce

Kendini savunan bir yazi yazacaksan bunu haber sayfasindan degil kendi sosyal medya hesabindan yapabilirsin, burdan yaptigin haberlerin degeri sifira iniyor.