banner264

banner263

17.04.2021, 12:44

BÖYLE OLMASAYDI SONUMUZ...

Yeni dramımız bu...
Tokat çiftçisinin tütününü almak istemiyormuş şirketler...
Bunun Mustafa Kemal'e ölüm fetvası veren Tokatlı Mustafa Sabri ile ne alakası var...?

Halkı aslında hiç dinlemeyen...
Ne söylediğine hiç bakmayan...
Halkı yüceltecek, zenginleştirecek, geliştirecek politikalar üretmeyen...
Onları din gibi, sözde milliyetçilik gibi kavram ve afyonlarla avucunun içine almaya çalışan bir iktidar var...

Bu iktidar ülkeyi gittikçe şirketlerin insafına terk ediliyor...
Bu da halkın köleleşmesini, ülkenin öz kaynaklarının sömürülmesini daha hoyrat hale getiriyor...

Biliyorsunuz devletin en devasa kuruluşlarından biriydi Tekel...
Satıldı...
Tokat Sigara Fabrikası da bu satılmadan etkilenip kapanan fabrikalardan...

Şimdi tütün üreticisinden tütünü şirketler alıyor...
Onlar almazsa tütün çitçinin elinde kalır...
Bu şirketler tütün üreticileri ile sözleşme yapıyorlar... O yıl için üreticiden ne kadar tütün alacaklarsa o sözleşmeyle belirtiyorlar..
Ne kadar alacağı da, kaçtan alacağı da şirketlerin insafında...

Bu yıl bir gelişme olmuş ve "bazı tütün yapraklarını almıyoruz" demişler...
Sözleşmeler bu aylarda yapılıyor... Ama tütünün dikilmesi fide olarak Şubat ayında başlıyor...
Yani sözleşme tarihinden önce...
Yani çiftçi tütün ekimine başlamış, sözleşme tarihi gelmiş şirket diyor ki; sözleşme yapmıyorum...
Yani; tütününüzü almıyorum...

Geçtiğimiz günlerde İyi Parti Erbaa İlçe Başkanı Murat Toycan Selçuk konuyu anlatan güzel bir makale yazmış.. Başımızın nasıl bir belada olduğunu anlatmıştı...
Çökertme türküsüne kadar da dayandırmıştı konuyu...

Yine aynı günlerde Erbaa Ziraat odası Başkanı bu konuyla ilgili MHP Tokat Milletvekili Yücel Bulut'u ziyaret etmişti...
Çözüm arıyorlar...
Erbaa'daki tütün üreticisinin tütünlerinin alınması için bakanlıkla falan görüşülüyor sanırım...

Gerçi tütünü alan bakanlık değil...
O alanı çoktan şirketlere devretmişler...
İpi şirketlere vermişler..; alır-alır... almaz-almaz...

Ne işe yarayacak ya bu görüşme; bu yıl üretileni bari alsınlar diye bakanlığın şirketlere ricacı olması sağlanacak...
Geçici de olsa bir çözüm üretilecek...

Ya önümüzdeki yıllar...?
Her yıl bakanın kapısını çalamazsın ki...
Çalsan da bakan her yıl senin için aynı şeyi yapmaz ki...
Yapsa da şirket buna razı olmaz ki...

Erbaa diyorum ama, Niksar ve Taşova'daki tütün üreticileri de Erbaa üzerinden yapıyor sözleşmelerini...
Mağduriyetler daha geniş yani...
Muhtemelen benzer durum ülke genelinde yaşanıyor...

İktidarın yaptığı... yaparken anlamadığımız... Oylarımızla desteklediğimiz bir çok yanlış işinden biri Tekel'i yabancılara satmaktı...
Buna en büyük desteklerden birini oyları ile Tokat halkı verdi...
En büyük zararlarından birini de yine Tokat halkı çekiyor...

Şeker Fabrikalarının satılması da benzer sorunlara gebe...

Erbaa, Niksar, Taşova, Reşadiye'de vahşi madencilik... siyanürle altın madenciliği için şirketlere durmadan izinler, ruhsatlar verilmesi de yine aynı zihniyetin tezahürü...
Kendi tarımını, kendi hayvancılığını, kendi doğasını, kendi suyunu tahrip ederek... kendi çiftçisini mağdur etme pahasına kökü yabancı şirketlere ruhsat vermek nedir yahu...?
Devletin buradan alacağı pay da, yüzde 1 ila yüzde 2 arası...

Bu coğrafyanın insanları o altın değerindeki kazançları bir kere değil, her yıl sebze, meyve, et, süt, peynir, bal olarak...
Tertemiz su ve oksijen olarak...
Turizm olarak alıyor zaten...

Şirketlerin Erbaa'da "tütün almıyorum" çıkışını hafife almayın...
Konu derin... Osmanlıya kadar uzanıyor...
Tekel Osmanlı döneminde 1862'de kuruldu...
Osmanlı boğazına kadar boca batıp, sonra borcu ödeyemez hale gelince.. o meşhur duyun-u umumiye dönemi başladı...
1879'da Rüsumu Sitte Kararnamesi yayınlandı...
Nasıl tanıdık geldi mi; Kararname...
Bu kararname ile tekel gelirleri devletin iç borçlarına karşılık olarak yabancı bankerlere geçti...

O günün bankerleri bugünün şirketleri, tütünü istedikleri kadar, istedikleri fiyattan alıyordu...
Dünyada çok daha yüksek fiyata satılan tütünü bu şirketler halkımızdan o kadar ucuza alıyorlardı ki; kaçakçılığı başlamıştı tütünün...
Yunanistan'a ulaştırabilen kat be kat daha yükseğe satıyor tütünü...

Şirketler artan kaçakçılıktan memnun değil tabi..
Sömürdükçe sömürmeye alışmış Türk çiftçisini...
Bu duruma çözüm üretiyorlar ve kolcular diye bir ekip kuruyorlar...
Bu kolculara öldürme yetkisi dahi veriliyor...
Ve bir kaç yıl içinde binlerce köylüyü öldürüyorlar...

İşte Çökertme türküsündeki Halil Çavuş da bir tütün kaçakçısı...
Onu pusuya düşürüp öldürenlerde bankerlerin kolcuları..

Osmanlı, Osmanlı dedikleri de bu...
Öyle bir zaman gelmiş ki; Şirkete, bankere teslim olmuş... onlara halkını öldürme yetkisine kadar vermiş bir devlet...

Bugünün Diyaneti anlamına gelen Şeyhülislamlık mesela...
Kurutuluş savaşında, kurtulmaya karşı çıkmış...
Atatürk ve milli mücadeleye karşı çıkmış..
Dönemin Tokatlı Şeyhülislamı Mustafa Sabri efendi denen şahıs, kurutuluş savaşında Atatürk için "katli vaciptir" şeklinde ölüm fermanı yayınlayan şeyhülislamdır...

Zaman geldi..; o Osmanlı'nın son dönemi kafalı bir siyasi grup iktidar oldu...
Ve 2017 yılında Atatürk'e, "katli vaciptir" şeklinde ölüm fermanı veren şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi'nin ismi Tokat'ta bir imam hatip lisesine verildi...

"Niye anlatıyorsun bunları Kemal Vanlı... ne alakası var Tokat çiftçisinin tütününün alınmaması ile bütün bunların..." diyebilirsiniz pek tabii...
Kafa; aynı kafa...
Mantalite; aynı mantalite...
Yöntem; aynı yöntem...
Zihniyet; aynı zihniyet onu anlatmaya çalışıyorum...

Atatürk kurtuluş savaşını kazanıp Osmanlı'nın ağır borçlarını sırtlanırken, fakir halkla birlikte ülkeyi yeniden imar etmek için kolları da sıvadı...
Fabrikalar kurdu...; şeker fabrikaları bunlardan sadece biri...
Mesela; Tekel'i ve Türk çiftçisini o bankerlerin elinden kurtarıp millileştirmesi de bunlardan biri...

Ne oldu sonra...
Mustafa Sabri kafalılar yeniden kazandı...
Tekel'i bankerlere teslim edip, halkı kökü dışarıdaki şirketlere sömürtmeyi... Bunun karşılığında saltanatını yani iktidarını korumayı marifet sayanların mantalitesi ülkede yeniden hakim oldu...

O yüzden bana sıradan gelmez bir çok gelişme gibi Tekel'in yeniden yabancılara verilmesi...
Atatürk çizgisi ile bir hesaplaşma, bir rövanş duygusu gibi; Atatrük tarafından millileştirilen Tekel, bu iktidar tarafından yeniden yabancılara verildi...

Üstüne daha neler...
Şeker fabrikaları, kağıt fabrikaları ve daha yüzlerce devasa sanayi tesisi ve bankacılık gibi kurumlar yabancılara teslim edildi...
Sadece; bu şirketler ve kolcularına bizi öldürme yetkisi verilmedi...
O da şimdilik...

Yarın tütünümüzü almayan şirketlere rağmen tütün üretir... onları da daha yüksek fiyata satmak için yollar ararsak başımıza neler geleceğini bilmiyoruz...
Pancarımızı almazlar da, bunun üzerine farklı başka şeyler yaşanırsa ne olacağını da belli değil...
Kolcular ölüm kusan silahları ile yeniden Türk çiftçisinin peşine düşer mi bilinmez...

Ya işte; bir kararname ile ülkenin tütün üretimini yabancılara teslim eden Osmanlı ve bugün ülkenin başına geçirilen yeni sistem de bence rastlantı değil...
Artık geceleri bir kararname yayınlanıyor... bakıyoruz hayatımız değişmiş...

Türk çiftçisinin tütününü almıyor ama Amerika'nın Virjinya eyaletindeki tütünü getirip, burada bize satıyorlar...
Ülkede üretilen sigaraların tütününün yüzde 80-90 oranında dışarıdan ithal edildiğinden bahsediliyor...
Vay be...

Vay ki; ne vay...
Adına; yerli milli diyenlerin ülkeye ve halka yaptıklarına bir bakar mısınız...?
Camiye gitsek; "gavur-gavur-gavur" diye... mitinge gitsek, "dış güç, dış güç" diyerek şeytanlaştıran ve bununla bizi korkutup saflarına çekenlerin, perdenin arkasında o gavur dedikleri... o dış güç dedikleri ile tuttukları işlere bakar mısınız...?

Kaz dağlarını hatırlayın...; Kanada şirketine adeta peşkeş çekilen Kaz Dağlarını...
Bunu ülkede bir çok il ile birlikte, Erbaa, Niksar, Taşova, Reşadiye, Zile takip ediyor...

Topraklarımız, kurumlarımız üzerinden bir işgal, bir köleleşme ile karşı karşıyayız sanki...
Bunu yaparken bize verilen sadece şu; verdikçe daha dindar olduğumuz...
Verdikçe Allah'ın bizi daha sevdiği yalanı...

Dinimiz de mi ele geçirildi bilemiyorum ama, maalesef dinimiz boynumuza bir yular gibi, pranga gibi bağlanmış... istedikleri yere çekiyorlar..

Kenya'nın kurucu devlet başkanı Jomo Kenyata kendilerini köleleştiren ve sömüren güçler için şöyle der, "Misyonerler Afrika’ya geldiğinde bizim elimize topraklarımız, onların elinde İncilleri vardı... Dua edelim dediler.... Gözlerimizi kapattık... Açtığımızda, bizim elimizde İncil, onların elinde ise topraklarımız vardı..."

Evet bizim üzerimize de aşırı derece din afyonu püskürtülmesi... Dinimizi zerrece bilmediğimiz halde, oy vererek veya birilerine taraf olarak kendimizi dindar hissetmemizi sağlamaları da rastlantı değil sanırım...

Öyle ya..;
Bütün bunları yapanlar; bunları yapabilecek yetkiyi de, sonuçta oy olarak bizden alıyor...
Sigara fabrikamızı satıp geliyorlar... Daha fazlasını yapmak için yetki istiyorlar.. oy olarak coşkuyla daha fazla oy veriyoruz...
Bize getirdikleri tek şey din vaadi...
O da indirilen değil, büyük ölçüde uydurulan din...
Allah'a değil, başka şeylere biat etmeyi gerektiren bir din...

Sonra verdiğimiz o yetkiyle gelip şeker fabrikamızı da satıyorlar...
Gelip daha fazlası için bir daha yetki istiyorlar..
Bir kez daha coşkuyla veriyoruz.. 
O yetkiyle gelip yaylalarımızı, meralarımızı şirketlere peşkeş çekmek için çalışma başlatıyorlar...

Biz nasıl bir kısır döngünün, nasıl bir paradoksun içindeyiz... Anlayabilen var mı yahu...?

Yorumlar (1)
kemal 4 hafta önce
hep aynı terane yalandan iftiradan bu zihniyet bıkmadı böyle diyerek Osmanlıyı yıktılar şimdi sıra cumhuriyet temi
11
az bulutlu
Namaz Vakti 12 Mayıs 2021
İmsak 03:31
Güneş 05:14
Öğle 12:35
İkindi 16:29
Akşam 19:47
Yatsı 21:22
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 39 81
2. Galatasaray 39 81
3. Fenerbahçe 39 79
4. Trabzonspor 39 68
5. Sivasspor 39 62
6. Hatayspor 39 61
7. Alanyaspor 39 57
8. Karagümrük 39 57
9. Gaziantep FK 39 55
10. Göztepe 39 51
11. Konyaspor 39 49
12. Rizespor 39 48
13. Kasımpaşa 39 46
14. Malatyaspor 39 45
15. Başakşehir 39 45
16. Antalyaspor 39 43
17. Kayserispor 39 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 39 38
20. Gençlerbirliği 39 38
21. Denizlispor 39 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 35 80
2. M. United 35 70
3. Leicester City 36 66
4. Chelsea 35 64
5. West Ham 35 58
6. Liverpool 34 57
7. Tottenham 35 56
8. Everton 34 55
9. Arsenal 35 52
10. Leeds United 35 50
11. Aston Villa 34 48
12. Wolverhampton 35 45
13. Crystal Palace 35 41
14. Southampton 35 40
15. Burnley 35 39
16. Newcastle 35 39
17. Brighton 35 37
18. Fulham 35 27
19. West Bromwich 35 26
20. Sheffield United 35 17
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 35 77
2. Barcelona 36 76
3. Real Madrid 35 75
4. Sevilla 35 71
5. Real Sociedad 35 56
6. Real Betis 35 54
7. Villarreal 35 52
8. Celta de Vigo 35 47
9. Athletic Bilbao 35 46
10. Granada 35 45
11. Osasuna 36 44
12. Cádiz 36 43
13. Levante 36 40
14. Valencia 35 39
15. Deportivo Alaves 36 35
16. Getafe 35 34
17. Real Valladolid 35 31
18. Huesca 35 30
19. Elche 36 30
20. Eibar 35 29
Günün Karikatürü Tümü