“Tanrım dünyaya beni sen attın… Çile çektirdin derman arattın… Madem unutacaktın… beni neden yarattın…?” şeklinde sözlerle Allah’ın eleştirildiği…
“Madem unutacaktın, beni neden yarattın…?” diyerek en masum tabirle Allah’a soru sorulduğu… Gerçeğinde ise hesap sorulduğu bir ülkede yaşıyorum…
Adım; Kemal Vanlı...

Allah’ı eleştirip hesap soranın milyonlarca kişi tarafından alkışlandığı…
O Allah’ı eleştirip hesap soran sözlerin... milyonlarca insan tarafından da tekrarlandığı…. Evler, işyerleri ve arabalarda son ses dinlendiği...
Hatta Ülkenin reisi… Sözde halife namzeti tarafından da taltif edildiği bir ülkede yaşıyorum…

Ama gel gelelim Allah'ın dahi eleştirilebildiği ülkede... bir siyasetçiyi eleştirdiğimde feveranlar koparılıyor... Yer yerinden oynuyor...

Eleştirim de eleştiri olsa...
Hayır..; “madem beceremeyecektin neden başkan oldun?” diye dahi sormamışım henüz…

Allah eleştirilip… Allah’a hesap sorulduğunda ses etmeyen… Hatta ceppük çalıp tempo tutup… Eşlik ederek o hesap sormaya katılanlarda nasıl bir kan varsa… Bir siyasetçiyi eleştirdiğimizde kanları depreşiyor…
Ağızlarında salya… Burunlarında sümük… Dillerinde küfürle kuduz bir köpek gibi saldırıya geçebiliyorlar...

"Allah sizi ıslah etsin" diye dua etmeme bakmayın...
Allah sizi neden ıslah etsin ki…?

Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.

Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler.

Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr-u-zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Bu sözler bana değil… Atatürk’e ait…
Atatürk gençliğe hitabesinde diyor ki; dikkat et siyasetçiler menfaatleri için ülkeyi satabilir… Ülkeni işgal etme emelleri olanlarla işbirliğine gidebilir…

Öyle midir…?
Öyledir…
Dünya üzerindeki en kaypak, en tehlikeli, en ahlaktan yoksun mesleklerden biri siyasettir…
Belki birincisi...

Siyasetçi sadece işine gelirse bir doğruya sarılır…
Siyasetçi sadece işine gelirse bir yanlışa karşı durur…

Bunun tersten gidip sağlamasını yaparsak..;
Siyasetçi işine gelirse; yanlışı savunur, doğruya karşı çıkar…
İşine ahlaksız olanı savunmak gerekiyorsa, ahlaksız olanı savunur… Ahlaklı olana karşı olmak gerekiyorsa, ahlaklı olana karşı olur…

Özellikle de parti aidiyeti olan Siyasetçi bu mudur…?
Vallahi de budur… Billahi de budur…

İşte aşkım dediğiniz… Dava adamı dediğiniz siyasetçilerin yüzde 99’unun durumu bundan ibarettir…
De... sizde bunu görecek göz, anlayacak akıl... Tartacak mantık var mı...?
Asıl meselemiz de bu zaten...
Siyasetin ahlaksız olmasından ziyade... Ona sadece taraftar mantığı ile tabii olan kitleler...

Öte yandan…; otoriteye… yöneten, Rantı ve gücü elinde tutana muhalif olmak… Yanlışlarından cesaretle “bu yanlış” diyebilmek… dünyanın her yerinden onurlu bir duruş… Onurlu bir tavırdır…
Ve dünyanın her yerinde bu onurlu tavırdan sadece ve sadece onursuzlar ve yalakalar rahatsız olur…

Dünya üzerinde zulüm çok daha fazla yaygınlaşmamışsa bunda düşünürlerin, felsefecilerin ve günümüzde gazetecilerin ortaya koydukları sav ve sordukları soruların çok büyük önemi vardır…
Mesele sadece dine, dindara bırakılmayacak kadar derin…

Din üzerinden iktidar… Veya din üzerinde iktidar…
Bu ikisi ayrı şeyler olmasına rağmen… Birinci başarıldığında hedef ikincisidir…
Ve ne yazık ki, birinci gerçekleştiğinde ikinci kaçınılmazdır…

Unutmayın… İktidar hırsı ve siyaset peygamberimizin torunlarının katledilmesi faciasının arkasındaki tek somut sebeptir…
Ve unutmayın o gün o cinayeti işletene, "İslam'ın halifesi" diyorduk…

Dahası, o cinayetleri işleten de dahil… dünyada hiçbir zalim yalnız olmadı…
O gün, Kerbela denen o meydanda peygamberimizin torunlarını katledenleri… Sözde o günün Müslümanlarından olanlar alkışlamış, desteklemiş… Cinayetin arkasından da zafer naraları atmışlardı…

Anlatabiliyor muyum… Öyle her otoriteyi savunmak… Her gücü elinde tutana yalakalık etmek sadece günümüzün meselesi değil…
“Kemal Vanlı meydanı unutma” diye seslenen şerefsizlerden çok önceki bir mesele... Çok önceki bir mücadeledir bu meydanlarda verilen mücadeleler…
Ve çoğu zaman iş katledilmeye kadar gider...

Cumhurbaşkanı olanı… Milletvekili olanı… Belediye başkanı olanı her vakit şak-şaklayan kitleler olur…
Dünyada güce tapan, kudret önünde eğilen… Rantı elinde tutanın en olmadık yerlerini yalayanlar her daim olur…
Ama Kemal Vanlı gibilerinin, zaman, zaman gücü ve otoriteyi elinde tutanlarla giriştiği mücadelede ona destek verecek… Moral vereceklerin sayısı çok azdır…
Çünkü bu gerçek cesaret ister… Gerçek yiğitlik ister… Gerçek adalet duygusu… ve gerçek vicdan ister…

Verdiğin mücadele ile Köroğlunu hatırlatsan…. sorduğun sorularla filozofları kıskandırsan ne fayda… Sen gücü, iktidarı, rantı elinde tutmadığın sürece memleketlinin gözünde o sümüklü çocuksundur…
Seni en zor en yakınların kabul eder…
Hatta seni kabul etmek en çok onların zoruna gider…

Bir parti.. bir amblem olmadan… ortaya bir duruş koyamayan… Başka merkezlerde dizayn edilen düşünceleri savunmaktan başka, ortaya bir düşünce koyamayanların nadan tavırları ile karşılaşmaya mahkumsundur…
Taa ki; ölene kadar…

Evet..; olabildiğince hızlı, olabildiğince kolay, olabildiğince ucuz şeylerin talep gördüğü şu dünya düzeninde… Pahalı… yada pahalıya mal olacak şeyler söylemek de… tavır ve duruş sergilemek de… Ona sahip çıkacak bir kitle bulmak da… Kabul edelim ki çok ama çok zor…

Ben de başkasını beklemiyor… Neye talip olduğumu biliyor… Sayıları her ne kadar az olsa da, birbirimizi anlayan… hiç görmeden fikirler üzerinden dayanışan dostlarımla yoluma devam ediyorum…
...
Dünya da sizin olsun… Rant da… Koltuk da…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.