EŞKIYA SÜRÜSÜNE ADAMLIK 40 GÖMLEK FAZLA GELİR

EŞKIYA SÜRÜSÜNE ADAMLIK 40 GÖMLEK FAZLA GELİR

31 Ekim 2018 Çarşamba 09:28
EŞKIYA SÜRÜSÜNE ADAMLIK 40 GÖMLEK FAZLA GELİR

MHP Tokat Milletvekili Yücel Bulut MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin de ifade ettiği gibi Cumhur İttifakı'nın devam ettiğini belirterek, "Milletin, devletin bekası ve geleceği konusunda hassas gördüğümüz, zaruri gördüğümüz konularda dün olduğu gibi bugün de desteğimiz sürecektir. Dolayısıyla, 701 Sayılı KHK'yi terörün belinin kırılması konusunda, memleketin geleceği için zaruri ve kaçınılmaz olarak görmekte ve MHP Grubu olarak desteğimizi vereceğimizi ifade etmek isterim." ifadesini kullandı.

MHP Tokat Milletvekili Av. Yücel Bulut 30 Ekim de Partisi adına söz aldığı TBMM de yaptığı konuşmada, “Bu Parlamentonun çatısı altında bu kürsüye gelip "Ben komünistim. Ben Marksistim." deyip ne idiği belirsiz merkezlere selam duracak olanlar varsa, bu kürsüye gelip "Ben ülkücüyüm." diyerek göğsünü gere gere yedi düvele meydan okuyacak olan bir Milliyetçi Hareket Partisi de buradadır ve hazırdır.” Dedi. Bulut, ayrıca terör örgütü ve temsilcilerine göndermede bulunarak “Eline silah almış olanlar, eşkıya sürüsüne adamlık 40 gömlek fazla gelir.” İfadelerini kullandı.

İşte Yücel Bulut’un 30 Ekim de TBMM de yaptığı o konuşmanın tam metni;

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi en kalbî duygularımla selamlıyorum. 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararname üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına görüşlerimizi beyan etmek üzere söz almış bulunuyorum.

Konuşmama başlamadan önce, geçtiğimiz günlerde Tunceli'nin Nazımiye kırsalında donarak şehit olmuş 2 askerimize Cenab-ı Allah'tan rahmet diliyorum, aziz milletimize sabır ve başsağlığı diliyorum.

Bu vesileyle yine birkaç gündür gündemi meşgul eden ve aziz şehitlerimizin aziz hatırasına densizce, hadsizce ve ahlaksızca yapılan saldırıyı yüce Meclisin huzurunda, Gazi Meclisin huzurunda nefretle kınıyorum. Gazi Mecliste milletvekili olarak görev yapmış ancak aziz milletimizin ahlakından, ruhundan ve imanından zerre kadar nasiplenmemiş bir zatımuhterem, özür diliyorum, "muhterem" sözünü geri alıyorum, bir zat, şehitlerimize ait olduğu iddia edilen bir fotoğraf karesini kamuoyu önünde paylaşmış ve üzerine aynen şu ifadeleri kullanmıştır: "Bu fotoğraf 'Kürtleri bitireceğim.' diye Kürtlere savaş açan saray rejiminin yenilgi fotoğrafıdır. Kürdistana sefer olur, muzaffer olunmaz. Tek adam rejimini tahkim etmek için yoksul halk çocuklarını kürdistan dağlarına süren derin devlet koalisyonu dağılmak üzeredir."

Kıymetli milletvekilleri "Kürtlerin dini Zerdüştlüktür. diyecek kadar şaşkınlaşmış, sapkınlaşmış, cahillik ve gaflete sürüklenmiş olanların, "Şehadet mertebesi makamların ve mertebelerin en yücesidir." diyen İslam dinini ve İslam diniyle haşrolmuş olan Türk milletini ve Anadolu insanını anlamasını, idrak etmesini ve kavramasını zaten beklemiyoruz ancak burada bilinmesi gereken bir husus vardır; o da Milliyetçi Hareket Partisinin 8 Şubat 1969'dan bugüne kadar terörle mücadele konusunda ortaya koymuş olduğu tavizsiz çizgidir. Bu memlekette bir derin devlet koalisyonu yoktur. Olsa olsa Anadolu'nun bin yıllık imanı, ihlası ve birikimi üzerine inşa edilmiş bir derin millet koalisyonu ve bir millî ruh vardır. Milliyetçi Hareket Partisi bu derin millet koalisyonunun ve millî ruhun ayrılmaz ve sarsılmaz bir parçasıdır. İşte bu derin millet koalisyonunun hedefi Kürtler değildir. Bilakis Kürt kökenli kardeşlerimiz İslam'a bin yıldır yaptıkları hizmet ve duruş nedeniyle, bu aziz millete bin yıldır kesintisiz bir şekilde sağladıkları katkı nedeniyle bu millî ruhun, millî koalisyonun sarsılmaz ve ayrılmaz bir parçasıdır. Bu nedenle bu hadsiz ve hukuksuz değerlendirmeleri sahiplerine aynen iade etmek isterim.

Aynı değerlendirmenin içerisinde yine aynı şaşkınlık ve gafletle terör örgütlerine yönelik operasyonlar, yoksul halk çocuklarının istismarı olarak değerlendirilmiş ve bu açıklamaya bazıları mal bulmuş mağribi gibi atlamışlar, alkış yağmuruna tutmuşlar. Eğer yoksul halk kitlelerinin çocuklarının istismarı aranıyorsa, yoksul halk kitlelerinin terör örgütlerine peşkeşi, canlarının âdeta can pazarında peşkeş çekilmesi aranıyorsa, Kandil'deki örgüt elebaşılarına ve Pensilvanya'daki baş papaza bakılması yeterli olacaktır.

Sizin "istismar alanı" dediğiniz, "yoksul halk kitlelerinin çocuklarının istismarı" dediğiniz yer, Anadolu insanı için peygamber ocağıdır ve o peygamber ocağına bu milletin evlatları, çocuklarını dualarla, davulla zurnayla, bin bir şükürle teslim etmektedirler ve bu millet için -tekrar söylüyorum- bu inançlı millet için şehadet makamı, her namazının sonunda "Allah'ım bize de nasip et." dediği ama sizin hiçbir zaman idrak edemeyeceğiniz yüce bir makamdır.

Dolayısıyla, değerli milletvekilleri, ben buradan şunu ifade etmek istiyorum: Bu şuursuz naralar devam ettiği sürece, bu arkadaşlar Kandil'den bu naraları atmaya devam ettikleri sürece, şerefli Türk ordusunun ve Türk milletinin tokadını yemeye de devam edeceklerdir. Türk milleti hiçbir şekilde bu terör örgütlerine karşı diz çökmeyecek ve taviz vermeyecektir.

Bu Parlamentonun çatısı altında bu kürsüye gelip "Ben komünistim. Ben Marksistim." deyip ne idiği belirsiz merkezlere selam duracak olanlar varsa, bu kürsüye gelip "Ben ülkücüyüm." diyerek göğsünü gere gere yedi düvele meydan okuyacak olan bir Milliyetçi Hareket Partisi de buradadır ve hazırdır.

Milliyetçi Hareket Partisini görmezden gelerek, teröre karşı 1969'dan beri ortaya koymuş olduğu duruşu ve vakarı görmezden gelerek bu ülkede, Gazi Meclisin çatısı altında kimse aziz Türk milletinin bin yıllık mazisine meydan okuyamaz. Eğer ki terör örgütlerine selam çakacak olanlar varsa, kimsenin şüphesi olmasın ki karşılarında, Ahlat'ın kapılarından Anadolu'ya girdiğimiz günden bugüne kadar geçen süre içerisinde Rahmetirahman'a intikal etmiş, bu coğrafyayı vatan yapmak için Rahmetirahman'a intikal etmiş olan binlerce şehidimizin aziz hatırası önünde selam duracak ülkücüler de buradadır, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak burada hazır ve nazırlardır.

Dolayısıyla, bugün Türk milletinin önünde iki ana tehlike vardır. Bir, yeni edebiyat çıkardılar. Nedir? "Çocuklar ölmesin, bu savaş dursun." Türkiye'de savaş falan söz konusu değildir. Savaş iki devlet arasında olur, savaş iki ordu arasında olur. Ortada şerefli Türk ordusuyla çapulcu sürüsü arasında geçen bir mücadele vardır, bunun adı savaş değil terörle mücadeledir. Bunun adına savaş diyerek kimse kendisine adamlık sıfatı çıkarmaya kalkmasın. Eline silah almış olanlar, eşkıya sürüsüne adamlık 40 gömlek fazla gelir.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak Sayın Genel Başkanımızın da ifade ettiği üzere, Cumhur İttifakı devam etmektedir ve milletin bekası konusunda, devletimizin bekası ve geleceği konusunda hassas gördüğümüz, zaruri gördüğümüz konusunda dün olduğu gibi bugün de desteğimiz sürecektir. Dolayısıyla bu çerçevede, terörün belinin kırılması konusunda, memleketin geleceği için zaruri ve kaçınılmaz olarak görmekte ve Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Meclis onayına sunulması hususunda desteğimizi vereceğimizi bir kez daha huzurlarınızda ifade etmek isterim.

Tüm mücadelemiz ve tüm katkımızın temel sebebi 95'inci yılını kutladığımız cumhuriyetimizin torunlarımıza, torunlarımızın torunlarına, hiç bilmeyeceğimiz nesle güven içerisinde emanet edilmesi içindir. Allah nasip etsin, bu topraklarda cumhuriyetin 95'inci yılını kutladığımız gibi, torunlarımız ve hiçbir zaman görmeyeceğimiz soyumuz kardeşlik içerisinde, aynı iman çatısı içerisinde cumhuriyetin 950'nci yılını da kutlayabilsinler. Burada sevgimizden, merhametimizden ve Anadolu insanına duyduğumuz sonsuz bağlılıktan korkanlara yine korkacakları bir haber veriyorum, o da şudur: Biz Doğubayazıt'ta Ahmedi Hani'yi de biliyoruz, Konya'da Mevlâna Celâlettin Rûmi'yi de biliyor ve seviyoruz, Ağrı Dağı'nın eteğinde Üzengili köyündeki Kürt çobanı da seviyoruz, Ordu'daki fındık işçisini de seviyoruz, Tokat Kazova'daki pancar işçisini de seviyoruz, Çukurova'daki pamuk işçisini de seviyoruz. Hepsini birbirinin ayrılmaz bir parçası, uzvu, aziz ve şerefli milletimizin temel direk taşı olarak görüyor ve bir bütün olarak kabul ediyoruz; hepsini bağrımıza basıyoruz. Bu vatanı bir ve bütün gelecek nesillere aktarabilmek adına terörle etkin bir mücadelenin kaçınılmaz olduğunun farkındayız ve dolayısıyla huzurdaki kanun hükmünde kararname çerçevesinde terörle mücadele konusundaki bütün politikalara kayıtsız şartsız destek veriyoruz.

Fakat burada AK PARTİ vekillerimize de bir uyarıda bulunmak istiyorum: Terörle etkin mücadelenin birinci şartı terörle mücadelede mağdur yaratmamaktır. Yaratacağınız her mağdur kendini ötekileştirilmiş olarak hissedecektir. Ortada bırakacağınız her mağdur terör örgütlerinin propagandasına açık hâle gelecektir.

O yüzden, özellikle kamuoyunu meşgul eden bir hususu tekrar hatırlatmak isterim. Terörle mücadele konusunda Milliyetçi Hareket Partisinin ortaya koymuş olduğu politika nettir ve izahtan varestedir. Ancak şu da bilinmesi lazım ki özellikle yargı organlarından takipsizlik ve beraat kararı alıp bu kararı kesinleşen isimlerle ilgili olarak devlet mekanizmasının daha ivedi bir şekilde çalışması, mağduriyetlerin artmaması için gerekli tedbirlerin alınması sizin boynunuza yüklenmiş bir vebaldir. Bu konuda devletin bütün mekanizmasıyla, en işlevsel haliyle gerekenleri yapacağına inanıyorum.

banner40
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.