Ak Partili bazı siyasetçileri eleştirmem delil gösterilerek, “Alçak… Şerefsiz… Kiripto FETÖ’cü hesap vereceksin. Defterini düreceğiz” şeklinde naralar atan sözde FETÖ düşmanlarını arıyorum…
Tokat’ta FETÖ elebaşları ile geçmişten bugüne, güçlü bağ ve bağlantısının devam ettiği ortaya çıkan başkana karşı da, aynı tonda, “FETÖ’cü başkan, meğer asıl kripto senmişsin… Hesap vereceksin” şeklinde meydan okuyabilecekler mi diye merak ediyorum...

FETÖ’cülüğün noter veya nüfustan onaylı bir belgesi yok… Bir şahsın FETÖ’cü olup olmadığı detaylarda ortaya çıkar… Ki gazete aboneliğinin dahi delil sayıldığı bir ortamda, Başkanın belgesinin ne derece önemli bir FETÖ delili olduğunun hesabını varın siz yapın…
Mesela, eski Cumhurbaşkanı sayın Abdullah Gül’e dahi bu FETÖ'cü yakıştırmaları ve iddiaları ortaya atıldı…
Sayın Bülent Arınç’a ve daha bir çok Ak partili üst düzey siyasetçiye de…
Bugünlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı sayın Kadir Topbaş’a açıktan açığa FETÖ’cü diye yazılıyor…
Bütün bunlar ortadayken, sayın Eyüp Eroğlu FETÖ’cü çıksa... Veya "Eroğlu FETÖ'cü, buyrun bu da belgesi" diye yazılsa şok mu olacağız yani… Veya  Abdullah Gül’ün, Bülent Arınç’ın, Kadir Topbaş’ın hakkında, "FETÖ'cü" diye yazanların elinde, Eroğlu’nun ki kadar somut ve net bir belge var mıydı mesela…?

Ben Eroğlu’nun başkan olmadan hemen öncesi ve olduktan sonra, medya aracılığıyla estirilen ve doğal olmayan rüzgarı hiçbir zaman samimi bulmadım…
Çok sahte… Çok yapmacık… Asla göründüğü gibi ve anlatıldığı gibi olmayan bir Eroğlu portresi çizildi… İlk zamanlar da iyi gitti ama, gittikçe bunun gerçek olmadığı da hissedilmeye başlandı.

Mesela: İmam Hatipli olmasıyla övündü ama, göreve gelir gelmez belediyenin malı olan Audi marka makam aracına burun kıvırdı… Onu sattırdı, yerine altına ultra lüks Mercedes kiraladı… Halkın malını sattır, yerine yüksek fiyata kirala…
    “Bu mu İmam hatipli, makul, mütevazı başkan?” sorusu o gün havada kaldı…

Görev süresinin bitmesine yaklaşık 3 yıl kalmışken, Tokat’taki altyapıyı 10 yılda yapacağını söyledi. Yetmedi, bazı şeyleri erkenden yaparsan, bunlar çabuk unutulur, hemen yapmamak, seçime doğru yapmak gerektiğini ima eden sözler sarf etti…
    O gün, “3 yılı kalan biri 10 yılın garantisini kimden aldı?... Sonra hizmeti ve görevi zamanında yapmamak ne demek?...Bu mu dürüst başkan?" Soruları da havada kaldı…

Ramazan ve iftarı şova çevirdi… Ramazanda toplu mahalle iftarları düzenledi… O iftarlarda kürsü kurdurup, iftar edenlere propaganda konuşmaları yaptı… Bu arada da, “bu dilenme değil de nedir?” dedirtecek şekilde, Belediyenin fukaralara yemek verdiği aşevi için, vatandaşlardan fitre ve zekatlarını istedi…
    Ogün, “Madem Belediye, aşevinin ihtiyaçlarını karşılayamıyor… Madem bizden fitre ve zekatımızı isteyecek durumdalar… Öyle ise, Başkanın belediyenin parasını böyle gösterişli iftarlara harcaması, fukaranın nafakasını kendi şovuna harcaması anlamına gelmiyor mu?” sorusu havada kaldı..

O mahalle iftarlarından birinde vatandaşlar yedikleri yemekten topluca zehirlendi. 150 Tokatlı hastanelik oldu. Tokat medyası bunu, “başkanın imajına zarar verecek” diye haber yapamadı… Yaptırılmadı..Yapanlara çirkef bir ağızla hakaretler edildi… Bizim haber yapmamızdan nice sonra konu utanma belasına haberleştirildi…
    O gün, “Bir Başkanın imajı, 150 Tokat’lının hayatından neden daha önemli?” sorusu da havada kaldı…

Başkan, belediyenin internet sitesine, Çanakkale’ye gezi projesi, askıda ekmek projesi, tabela takma projesi ve benzeri…. Onlarca ıvır-zıvır basit hizmeti tamamlanmış projem diye yazdı…
    O gün, “Bu mu koskoca belediyenin projem dediği şeyler?... Başkan bunlara projem demeye utanmıyor mu?... bunları proje diye yutturmaya çalışarak Tokat halkını Aptal yerine koymuş olmuyor mu?” Soruları havada kaldı…

“Halkımızla iç içeyim… Tokat’a aşığım… Hizmet ediyorum” diyen başkanın, yönettiği belediyeye ait iş merkezine hizmet vermediği… Oradaki vatandaş ve esnafa ayrımcılık yaptığı… Genelde maddi durumu daha düşük olanların kullanmaya zorlandığı o iş merkezinde… O insanlarımızın sağlıksız  bir havayı teneffüs etmeye… Pislik içindeki tuvaletleri kullanmaya… Ve buz gibi soğuk bir ortama mahkum edildiği ortaya çıktı… Kaldı ki, oradaki mescidin dahi bakımsızlıktan döküldüğü ortaya çıktı… O mescidin abdest almak için yeri dahi olmadığı ortaya çıktı…
    O gün “bu mu halk adamı başkan…? Bu mu Tokatlı aşığı başkan?... Bu mu hizmet adamı başkan?” soruları havada kaldı…

Ama ne hikmetse buradaki pislik ve bakımsızlık… Buradaki ayrımcılık… Bir anlamda soygun devam ettiği halde…  Yerel gazetelerimiz, “başkanın imajına zarar görür” diye.. zehirlenen 150 Tokatlı olayında olduğu gibi, burayı da haber yapamadı… Yapamıyor… Yada yaptırılmıyor… 
Bugün, “Başkan, Tokat basınını nasıl veya neyle susturuyor?” sorusu hala havada duruyor…

600 Evler mahallesinde bir zenginin arsasına, 12 katlı bloklar dikilebilmesi için, 2 çocuk parkı ve 2 yol peşkeş çekiliyor… Bu peşkeş hem de belediyenin kişiye özel imar düzenlemesiyle gerçekleşiyor… Bir gazeteci çıkıyor ve bunun, “Kamunun malının yağmalanması, yetimin malının yenmesi anlamına geldiğini” yazıp başkana hesap sorunca olay ortaya çıkıyor… Ama başkan park ve yolların yerinde durduğunu ispat edemediği… O araziye eklendiklerini inkar edemediği halde, gidip "bana iftira etti" diye dava açıyor… Ve Tokat’ta mahkeme peşkeşi çekenleri değil, peşkeşe dur diyen gazeteciyi yargılıyor…
    İşte bugün, sırf bu sebepten, “madem 2 park ve 2 yol o araziye eklendi. Madem bu iftira değil, öyle ise iftira davası açan başkan, aslında kendisi iftira etmiş olmuyor mu?... Peşkeşi çekenlerin, peşkeşe dur diyeni yargılatması alenen zulüm olmuyor mu?... Bu mu adaletli başkan… Bu mu yetimin hakkını koruyacak başkan… Bu mu güvendiğimiz ve memleketi emanet ettiğimiz başkan?” soruları da hala havada duruyor….

Başkanı eleştiren gazeteciye, Tokat halkının gözü önünde, gerek basın gerek sosyal medya aracılığı ile ağza alınmayacak küfürler ettiriliyor… Tacizler, rencide edici faaliyetler yürütülüp… Daha kötüsü iftiralar atılıyor.. Bunu yapanlar başkanı koruma adına yapıyor… Bir gazeteci müsveddesi, bütün bunları başkan adına üstlenir gibi yazılar yazıyor… Başkan da buna itiraz etmiyor… O küfürbaz ve iftiracı ile, “evet bunları ben yaptırıyorum. Ve onaylıyorum” gibi anlaşılacak şekilde yan yana pozlar veriyor…
    Dolayısıyla bugün, “başkanın bu pisliklerle ne işi olabilir ki?” sorusu da havada duruyor…

Düzmece bir yöntemle, başkanın iki yakın akrabası belediyeye kadrolu olarak işe yerleştirildi... ve ortaya çıkınca da, şu şaklaban gazeteci devreye girip: “Ahde vefa suç mu?... Bu iki şahıs Eyüp Eroğlu siyasete girdiğinden beri yanında… Kendisine hizmet ediyor… Başkan bunları ödüllendirmeyecekti de, kimi ödüllendirecekti?” benzeri sorularla bir savunma yaptı… Başkan maalesef buna da itiraz etmedi…
    Yani bugün, “Bu şahıslar Eyüp beye siyasete girdiğinden beridir hizmet ediyorsa ve Eyüp Bey de şahsına hizmet eden bu akrabalarını ödüllendirecekse, neden kendi cebinden, kendi imkanlarıyla değil de, Tokat halkının cebinden ödüllendiriyor? Bu dürüstçe mi? bu adil mi? Bu emanet ettiğimiz makamı eş-dost akrabaya peşkeş çekmek değil de nedir?" Soruları da hala havada duruyor…

En son olarak ise... başkanın bir FETÖ elebaşı ile geçmişten başlayan güçlü bağlantısının hala devam ettiğini gösteren belge ortaya çıktı… Ve başkan 5 gündür susuyor…
Ne gariptir ki başkanla beraber, basın ve sosyal medyada başkanı koruyormuş gibi konuşlanan ve başkanın partisi içindeki önemli siyasetçilere, “FETÖ’cü” diye yazarak, karalama yapanlar da susuverdi…
    Şimdi ise, “Asıl FETÖ’cü başkan mı?... Partisindeki siyasilere FETÖ’cü dedirterek karalama yapanların arkasında başkan mı vardı?... Herkese FETÖ’cü iftirası atanlar bu somut belge ortaya çıkınca neden sustu?.. Yoksa bunların FETÖ Düşmanlığı da yalan mıydı?” soruları da hala havada... Hala cevap bekliyor…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
a.a 2017-03-29 14:12:47

kemal vanlı sen sanki ALLAHIN sevgili kulu gibisin. kim sana ne söylese çok geçmiyor o söz gelip kendini buluyor :)