Dünkü meselenin devamı…
Hani şu Niksar’daki  FETÖ binasının satışı… Başkanın akrabalarının alması… Ve Kayyum heyetinin el koymaması…
 
Hadi diyelim ki başkan kendini bir anda bu işin işinde buldu…
Aşağı tükürse sakal yukarı tükürse bıyık… hesabı sessiz kaldı…
İyi de… Bu memlekette sadece belediye başkanı yok ki…
Milletvekili, Valisi, kaymakamı, Milli Eğitimi… Kayyum heyeti...
Sadece belediye başkanı mı biliyordu… Diğerlerinin hiç mi haberi olmadı…?
 
Mesela kayyum heyeti… Ki o heyetin başkanı Abdullah Gürbüz’dür…
Bu ismin görev tanımı tam da bu FETÖ örgütünün mal kaçırmasını önlemek… Varsa kaçırılacak… Veya 2014'ten sonra kaçırılmaya çalışılmış olanları tespit edip el koymak gibi konuları kapsıyor...
Devlet bu isme bu sebeple maaş veriyor… Ve bu minval üzere görev icra etmesini istiyor…
Gazetecilerimiz sormaz da… Bu gelişmeler kanına dokunan bir esnafımız kalabalık bir meydanda kayyum heyeti başkanı Abdullah Gürbüz ile karşılaştı ve, “Görevinizi neden yapmadınız sayın Gürbüz?..." diye sordu diyelim… Haksız bir soru mu olur?
 
Daha önce de bir yazıma konu olmuştur sayın Gürbüz… O yazımda dikkat çektiğim başlıkları bir kez daha sıralayalım…
Abdullah Gürbüz… :
Tokat İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısıdır…
Tokat Kent Konseyi Başkanıdır…
Tokat’taki Kayyum heyetinin başkanıdır…
Ve aynı zamanda Tokat Belediye Başkanı Eyüp Eroğlu’nun da akrabasıdır…

Bakın bu öyle yabana atılacak bir sıralama değil… Memleketimizle ile ilgili 3 kritik görevde sadece bir insan…
Bu memleket işsizlikten göç vermesi… Kan kaybetmesi ve her geçen gün biraz daha erimesiyle meşhurdur kardeşim…
İnsan bol, görev azdır… Durum buyken 3 kritik görev ve sorumluluğun bir kişiye verilmesi normal midir?... Akılcı mıdır? Vicdani midir?
Bu işin hikmeti… Sırrı nedir?

Tokat İl Milli eğitim Müdürlüğünde Müdür yardımcılığı … Kent Konseyi başkanlığı...ve kayyum heyeti başkanlığı… Gibi önemli ve kritik görevlerden bahsediyoruz... Boru mu?
Ulan bir adama tuvalet bekçiliği verseniz… Adam gelse tuvaletin yanındaki otoparkın bekçiliğini de istese, vermezsiniz…
Ki …yan-yana… Ki… bir-biriyle alakalı benzer işler… Ki sorumluluğu çok daha az… Ama yine de vermesiniz…
Vermemelisiniz de…

Peki bu memleketin kaderiyle ilgili 3 kritik görev bir isme nasıl veriliyor?
Tuvalet bekçiliği kadar da mı bir  önem ve ehemmiyeti yok bu işlerin...?
Memlekette adam mı yok?... Yoksa var ama siz mi güvenmiyorsunuz?

Bu memleketin evlatlarını, nerede terör var.. Nerede savaş var… Bu memleketin hangi köşesi korunması gerekiyor… Nerede memleket için can verilmesi gerekiyor…? Oralara gönderiyorsunuz da… Memleketi ve ülkesi için korkmadan, çekinmeden gerekirse canını vereceğini… Ama asla ülkesinin onur ve namusuna halel getirmeyeceğini biliyorsunuz da… İş göreve, yetkiye, makama gelince mi güvenemiyorsunuz?

Durum tam da buyken… Aha bu akşam yattığı sıcak yatağından sabah kalkıp… sıcak arabasına binip… Sıcak ofisine işe giden… Bu rahatlıkta dahi görevini yapamayanlara birden fazla görev, makam, sorumluluk ve maaş vermek… Bu memleketin gerçeklerine hakaret değil mi?
Bu milleti aşağılamak değil mi?...
Söyleyin yahu... bir anlamda, “Siz fakirler ölmeyi bilirsiniz… Ne anlarsınız memleket meselesinden?” demek değil midir?
 
Değil mi ama… Bu memleketin vefakar insanlarından, lazım olduğunda oy… Lazım olduğunda can istenir… Ama yine de asla tam olarak güvenilmez…
 
Kenteki 3 kritik görevin bir isimde olmasına bakınca… Bu memlekette yetişmiş insan yok… Varsa da aralarında güvenilir insan yok diye mi anlamalıyız…
Yoksa bu ismin Belediye Başkanımız Eyüp Eroğlu’nun akrabası olmasıyla bir alakası var mı?
Ve dahi… “Bu adamı o kritik görevlere getiren… ve orada tutan kimdir” diye sormama gerek var mı?
 
Şimdi aynı olayla ilgili farklı bir noktaya dikkat çekeceğim…
Bu FETÖ binasına KHK’ya rağmen el konulmaması olayına…
Öyle ya… Sen gel tapusu FETÖ’nün olmadığı halde… Kiraladıkları halde bir anaokuluna el koy… Yani FETÖ’nün değil mal sahibinin malını elinden al… Orayı okul yap… Ama FETÖ malı olduğu bilinen… Çok daha büyük ve değerli bir binaya dokunma…
Üstelik hükümet KHK ile, “Bu işlemler ‘muvazaalı’… yani üçüncü kişi ve kurumları aldatma amaçlı devirlerdir. Hepsi hükümsüzdür. Artık devletindir” dediği halde…
Konu FETÖ’nün eğitim kurumu olunca Milli Eğitim Müdürlüğünü ilgilendiriyor… Abdullah Gürbüz’de Milli Eğitimde Müdür yardımcısı…
Binanın, bir FETÖ binası olmasından dolayı, ilin  kayyum heyetini de ilgilendiriyor… Kayyum heyetinin başkanı da Abdullah Gürbüz…
Ya sonuç?
 
Şimdi ilginç bir noktaya daha geleyim mi?
15 Temmuz'un ardından... Niksar’daki bu FETÖ kurumunun başına kayyum atanması sonrası sahneye kim çıkmıştı biliyor musunuz?
Yine aynı isim… Abdullah Gürbüz…
İşte o başından beri ara-ara değindiğimiz anaokuluna… Üstelik kiralık olduğu ve kapalı olduğu halde el koyan… Toleranssız Abdullah Gürbüz…
Ama asıl dikkatimi çeken kayyumun buraya el koyması değil…
El koyarken… Sadece Niksar’ın değil… Tokat’ın değil… Tüm Türkiye’nin dikkatini çeken sansasyonel bir açıklama ve sansasyonel bir haberle gündeme gelmeleriydi…
Neydi o sansasyonel habere konu açıklama…?
Abdullah Gürbüz’ün… “Niksar’da kayyum olarak el koyduğumuz FETÖ’ye ait bir anaokulunda gizli geçit bulduk” açıklaması…
Gürbüz devamında ne diyordu: "Gizli geçidi tesadüfen bulduk. Birbirine ekli şekilde, birbirine geçen, gerçekten ne olduğu da bilinmeyen çok ilginç yapı ile karşılaştık. Bazı gizli işlerin orada yapıldığını düşünüyoruz."
Ve ekliyordu,  Bu yapıyı hala gözleri açık olmayan basiretsiz insanlara bu tür yapılarda neyin çevrildiğini, nelerin döndüğünü kanıtlamak açısından bir belge olarak düşünmek lazım." 
Kör ve basiretsiz” sözüyle de muhtemelen gelişmeleri şaşkınlıkla izleyen bizi… yani halkı kastediyordu…
Oda ve sınıfların altında gizli olan geçidi bulan sayın gürbüz... Koskoca binasyı nasıl oluyorsa bulamıyor...
O okulun altındaki merdivene bakıp, "hımmm burada gizli işler dönüyor olmalı" diye düşünüp... Yetinmiyor birde basın açıklaması yapıyor... 
Ama gizli işleri bir bakışta anlayan... kokusunu alan sayın Gürbüz... Apaçık ortada duran dev binayı göremiyor...
Belki de hata sayın Gürbüz de değil bizde..
Biz o binayı brandayla gizlesek... Sayın Gürbüz sırf meraktan da olsa "bu brandanın altında ne var?" diye sorar yada açar bakardı kimbilir...?
Bizde de var hata...
 
Sonra ortaya çıktı ki… O okulda gizli geçit falan yokmuş… Her şey birilerinin fantezisinden ibaretmiş…
Meğer binayı yapan TOKİ’ymiş…
“Gizli geçit bulduk” diye ortalığı ayağa kaldırdıkları da… o bina okul çevrilmeden önce faaliyet gösteren işyerlerine ait… bodruma inen merdivenlermiş…
Orası okul yapılınca üstü örülüp, oda ve sınıf yapılmış… Hepsi bu…
Yani... birileri anaokulu öğrencisi kılığına girip, o okulun altında işler falan çevirmiyormuş...

Kafamı şu sorular da hayli karışturıyor:… birileri biz FETÖ ile mücadele ediyoruz diye yaygara mı yapıyor?.. Aslında bu memlekette FETÖ ile mücadele edilmesini engelleyenler mi var… Bu sorular, "bir okul atında merdiven bulup... Aslını astarını araştırmadan gizli işler çevrilen gizli geçit bulduk" şeklindeki açıklamadan çok daha gerçekçi değil mi yani?

Okullardaki Gizli geçidi bile bulan... Haberlerle manşet olup sesini hükümete ulaştıran birilerine... hükümetin güveni sonsuzdur değil mi?
...?
İşte yine deli sorular…
 
Gerçi “bu FETÖ binasıyla ilgili hiçbir işlem yapılmadı… Şikayet edilme olmadı… Yargıya taşınan olmadı” dersem yalan söylemiş olurum…
Birileri harekete geçti ve bu binayla alakalı savcılığa başvurdu… savcılık da şikayeti değerlendirip… Şikayete konu ismi karakola davet edip, ifadesini aldı…
Kimdi o isim?
Cemalettin Bilgin?
Ne iş yapıyor?
Niksar’da gazeteci…
Ne bağlantısı var bu FETÖ binasıyla…
Kısaca “Bu bina FETÖ binasıydı, el değiştirdi, neden el konmadı?" Diye sorup... Bunu yazmak gibi talihsiz bir bağlantısı var o bina ile...
Şikayet eden kimdi... FETÖ binasını alanlar ve Niksar Belediye Başkanı...
...
Sızlamasın mı yani vicdanlar…?
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
salih engin 2017-01-20 20:56:52

balık baştan kokmuş nereye baksan bir yanlış var.bu arada kendini özlettin sayın vanlı

Avatar
Hanife Öztürk 2017-01-21 15:37:57

sn Yazar harf harf hece hece yazınızı okudum. hangi yorumu ne diye yapabiliriz... biz alacağımız taşları aldık.. şimdi sessizlere ses taşlanana kalkan görevi size geçmiş. olası ve olabilecek birçok şeyi her zaman aylar öncesinden kaleme aldım.. paralele çapraz yapılaşma içinde diye yazı yazdım ihtilal var diye yazılar yazdım fetoya saymaktan harfim kalmadı... şiirler yazdım okudum anlasın insanlar diye hala fetoya en yakın olduğu halde bu memelekette müdür olanlar var kamuda.. üstelik olağan üstü hal komisyonlarında bile yer alanlar.. yazdık çizdik anlattık. gereken en üst mercilere sizinde ismini açıkça yazdıklarınızı kagoladık.... iç işleri bakanı değişti yine aynısı oldu. ve hatta daha farklı şekilde çoğu onun bakanlığında aklandı..Allah kim vatan haini kim değil hepimizden ve herşeyden çok daha iyi bilmekte ve bizler artık zahiren gereken mücadeleyi gösteriyor ve dua ediyoruz. fetöcüler fetö temizliyor diye yazdım. kale alan yoktu. şimdi o gün kaleme aldıklarımı konuşuyor. vesselam

Avatar
ASA MUSA 2017-01-22 21:35:46

Başkan yardimcılarınıda bir masaya yatirip inceleyin...