Bunu da yazmadan yatırmayalım kalemi istedim…
Çok sıktım çünkü dişimi…

Bir gazetecinin yazılarında, siyasete yönelik eleştirilerin genel hedefi iktidardır…
Doğal… Çünkü bir projedeki eksiklik… Gereksizlik… Hizmetteki yetersizlik… Varsa yolsuzluk… Varsa usulsüzlük gibi durumların yerel veya genel muhatapları yönetenlerdir… Yani iktidar..

12’de 12’lik skorla Ak Parti’nin Tokat’taki ezici iktidarını düşününce, eleştirmek için hangi kelimeyi sallarsan-salla Ak parti’ye veya partiliye değeceği kaçınılmazdır…
Bu da eleştirilen ve o eleştirilere cevap veremeyenler için… kirlerini partilerine sıvama pahasına, “bunları yazan gazeteci Ak Parti muhalifi” demek ve bu yönde algı yönetmek için zemin oluşturmuştur… Maalesef öyle de olmuştur...

İktidarın güç ve imkanlarını kullanarak sadece bana değil, benimle ilişkili görülen insanlara yönelik çirkin ve aşağılık yol ve yöntemlerle yapılan karalama çalışmalarını da gördük…
Fişlemeler, dışlamalar… Dedim ya sadece bana değil,benimle ilişkisi olduğunu düşündükleri herkese Telefonda veya yüz-yüze tehditlere kadar varan çirkin durumlar yaşandı…

Gel gelelim canımı en çok yakan bunlar değildi…
Canımı en çok yakan iktidarın nimetlerini kullanan bazı siyasetçi görünüşlü çapulcuların… Bu açıktan bu hoyrat tavırlarına karşı muhalefetin sinmesiydi…
Siyaset ve bürokrat ehline yönelik onca belge yayınladım… Ama bu ilde  muhalefet  yapması beklenen yetersiz tiplerden biri de o belgelerden birinin kulağından tutup muhatabına, “hele bunu vatandaşa bir açıkla” bakalım demedi… Diyemedi…

Linç etmeye çalışır gibi sahsıma karşı üst-üste açılan davalara karşısında, bu memleketin muhalefet koltuğunu işgal edenlerden bir yiğit çıkıp, “yahu kardeşim bu yazılan çizilenleri izah etmeden neden mahkemeye koşuyorsunuz?… Açıklayamıyorsanız yazılanlar doğru demektirr… O sebeple doğruları yazıyor diye size bir gazeteciyi yedirtmeyiz.” de diyemedi…

Yani kısaca bu memlekette iktidar sorunundan çok daha ağır… muhalefet sorunumuz var…
Ve bunun en büyük sıkıntısını ben çektim…

Düşünsenize yazıyor çiziyorsunuz… Hop karşı bir hamle geliyor ve onunla yine tek başınıza mücadele etmek zorunda kalıyorsunuz…
Gazetecilik yaptığınız ilde, bir kısım siyaset ve STK ehli sırf aynı siyasi hareketin parçası olduğu için bu haksızlıklara parti disiplini bahane ederek susmak zorunda kalıyor… Hadi onları anlıyoruz da görevi muhalafet olan siyasi partiler ve temsilcilerinin suskunluğunu neyle izah edeceğiz?...
Onlar görevini yapamayıp sindikçe, kendine gazete ve gazeteci diyen yavşamış tipler... Bütün bu haksızlık ve çirkinlikleri savunmak için alan buluyor...
Ve iş sırf işini hakkyla yapıyorsun diye seni ve aileni hedef alıp itibarsızlaştırmak için… Sosyal medyaya alçak ve şerefsizler konumlandırılıp, çirkin ve şerefsizce paylaşımlar yaptırılmaya kadar varıyor...
Siz yine de her şeye rağmen işinizi yapıyor, doğru bildiklerinizi yazmaya devam ediyorsunuz…

Sorun da tam olarak burada başlıyor aslında… Doğru bildiklerinizde yani…
Sizin için doğru da… Vatandaş nereden bilecek yazdıklarınızın doğru olduğunu?
Düşünsenize… bu yazılan çizilen ve yayınlanan belgeler, muhalefetin etkili muhalefet yapması için adeta birer nimetken dahi susuyorlar…
Birini de basın açıklamalarına konu edip, “bu nedir?” diye soramıyorlar…
Muhalefet dahi sizin söylediklerinize “doğru” diyerek onaylamıyor… bu yazılanlar doğrultusunda muhalefet görevi gereği meselelerin peşine düşmüyorsa bundan ne anlaşılır…
Bu en basit şekliyle yazdıklarınız ‘doğru değil’ şeklinde anlaşılır…
Doğru olsa bu nimetleri siz engelleseniz de muhalefet kullanırdı çünkü…
Bir de diğer gazeteci geçinen eziklerin size karşı çemkirmelerini bu denklemde uygun bir yere koyunca… Karşı-karşıya kaldığınız yalnızlaşma ve potansiyel bir yalancı durumuna düşme riskinizi varın siz hesap edin….

O sebeple en çokta Tokat’taki muhalefetin korkaklık veya çarpık çıkar ilişkileriyle izah edilebilecek suskunlukları acıttı canımı…
Ve yansa da canım… Allah’ın hikmeti işte… Bütün bu olumsuzluklara rağmen, yazdıklarım insanları ikna etti… Her geçen gün takipçi sayım arttı.. Tokat’ta gündemi belirleyen en büyük isim olmak gibi orantısız bir gazetecilik gücüne eriştim…
Öyle ki: zaman-zaman bu güçten kendim de korktum…

Dedim ya… Bu memlekette iktidar sorunundan daha büyüktür muhalefet sorunumuz…
Hatta iktidar gereğinden fazla iktidardır… Gereğinden ve yetkisinden fazla baskındır… Muhalefet ise, olması gerekenden daha ezik, daha korkak, daha çaresiz…

Bana sorarsanız memleket olarak Kadim Durmaz gibi bir sorunumuz vardır mesela…
Koskoca ilin tek muhalefet milletvekili olmasına ve İldeki bu ezici iktidara rağmen çıkıp, bir tane ezileni dahi arkalayamamıştır…
Ki şu küçük sanayi sitesi meselesinde olduğu gibi, koskoca milletvekilini benim arkalamışlığım dahi olmuştur…

Gerçek anlamda yerel muhalefet yapamamasının nedenini kendisine defalarca sordum… Ama tatmin edici bir cevap alamadım…
Dolayısı ile “bu adam neden böyle davranıyor?” sorusunu cevabını yaptığım kulislerde almaya çalıştığımda, en önemli ve ikna edici cevap şuydu…: Çünkü bu sadece milletvekili değil, aynı zamanda Tokat’ta esnaf… Ticari işletmelerinin zarar görmesini istemiyor…

“Korkak adamın siyasette ne işi var yahu…?” diye sorası geliyor değil mi insanın..
Hele ki seçildiğinde baskın bir iktidar gücü karşısında muhalefet yapacağı kesinken ne işi olur korkak bir şahsın siyaset arenasında…
Biri çıkıp, “Memleketi değil, işlerini düşünüyorsan neden esnaflığa devam etmiyorsun?” diye sorsa ne cevap verir acaba?

Bundan dolayıdır ki, Kadim Durmaz benim nazarımda yok hükmündedir ve olmasa da olur…
Hatta olması… o görevi doğru yapacak birine engel teşkil etmesi açısından bu memleket için zarardır…
Doğum gününde telefon aç, “iyiki doğdun” de… Hastası varsa ara “geçmiş olsun” de… Onun sakalını sev, buna gülücük at… Diğerinin yanağından makas al.. Falancanın düğününe, filancanın sünnetine git… 
Bu mu yani… İkili ilişkilerle milletvekilliği…
Bu siyasetten ziyade halkla ilişkiler… Bir anlamda esnaf mantığıyla siyaset yapmak değil mi? 
Kısaca esnaf işi muhalefete de, esnaf kılıklı milletvekiline de ısınamadım…

Diyeceksiniz ki, Kadim Durmaz kötü de diğerleri iyi mi?
Al birini vur ötekine…

Bütün bu olumsuzlukların bana faydası da olmadı değil… Özellikle memleketle ilgili meselelerde, kentte on binlerce üyesi olan siyasi partilerden çok daha etkili bir pozisyona geldim…
Memlekette bir sorun, bir haksızlık, bir yolsuzluk olduğunda İnsanlar parti temsilcilerine değil, “nasıl tepki gösterecek?... Bu duruma nasıl karşı duracak?” diye Kemal Vanlı’ya baktılar…
Bu az-uz bir şey değildir hani…

İşte bütün bunlara rağmen iyi-kötü… Eksik-gedik bu işi yapmaya çalışmamda en tetikleyici sebep buydu…

Şimdi siteleri devrettim…
Sitedeki köşem devam edecek ama ben yazmaktan ziyade… Yazılanları okumaya niyetliyim… 
Yapabilirsem biraz da ben arenanın izleyici koltuklarından birine geçmek istiyorum…
Hatta istiyorum ki, kendimi mümkün olduğunca unutturayım…
Dedim ya yapabilirsem artık… 

Sağlığımı da ihmal ettim bu sürede…
Özellikle son 2 yıldır geçirmem gereken bir operasyonu bu işler tek başıma sırtımda olduğu için erteledim durdum…
Allah izin verirse… Onu da önümüzdeki ay başında sitenin yönetimini devredince halletmeyi düşünüyorum…
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
muhalefet yeterli olsaydı 2017-06-23 12:57:35

güçlü muhalefet olsaydı zaten böyle güçlü iktidar olmazdı.uzun süreli muhalefet kendi partisinin içindeki muhalefeti çözmeye uğraşmaktan halkın sorununa sıra gelmiyor bir türlü konuşanlar ihraç ediliyor.kimisi bu yüzden susgun konuşan birkişi diğerleri susgun ihraç edilmemek için yani parmak kaldırmakla görevli bırakılmışlar yani muhalifin muhalifi var anlayacağın muhalefet az geliyor.halkta ozaman şöyle düşünüyor muhalefet sadece konuşuyor hikümet yollar yapıyor hastaneler okullar parklar bahçeler köprüler tüneller açıyor hayatı kolaylaştırıyor diye hükümete hakveriyor.doğal olarak bir yerde beğenmesekte bu yatırmların hızla yapıldığıda doğru inkar edemiyoruzda gözler görüyor.muhalefetin davulu küçük ses fazla çıkıp halkı etkileyemiyor.yani herkes halinden bulunduğu yerden memnun hükümet hükümet olmaktan muhalefet muhalefet olmaktan memnun ozaman bizede vatandaş olarak yaşamak düşer bugünlerimizede çok şükür Allah bugünden geri koymasın

Avatar
tama yürüyünde ramazan ayındamı 2017-06-24 18:46:42

tama yürüsünler ama elalem ramazanda işinde gücünde haliyle bir ramazan yorgunluğu mahmurluğu şimdi bayram zaten yürüdükleri yol ana yol bayram kalabalığıda hatsafhada o yolda birde bunlar daraltıyor.kardeşim bayramdan sora yürünemezmiydi gerçekten araçlara binmeden yürüyorlarmı acaba başka zaman makam aracına binmeden yan komşuya bile gitmeyenler bukadar km gittiğine sizler inanıyormusunuz neyse yürüsünler yürümekle yollar aşınmaz gezideki gibi kırıp dökmesinlerde tek yürüsünler böyle iyidir en azından

Avatar
iktidarı güçlü olanın muhalefeti zayıf olur 2017-06-26 13:01:51

iktidar neden güçlü uzun ömürlü muhalefetin çok zayıf oluşundan adama sormuşlar kışın neden çok soğuk olur diyede sıcağın olmayışından diye cevap almış iktidarda neden güçlü hizmetlerinde ve muhalefetin zayıflığından halk bu iktidara sürekli neden oy veriyor dev projeler devam etsin iktidar değişirse bu dev projelerde durur diye korkuyor.yani muhalefete hak veriyor söylediklerine ama güvenmiyor.artık halk herşeyi görüyor muhalefetin koşuşması meşhur iktidarın dev hizmetleri meşhur oylarda bu hizmetlerden alıyor devam etsinler diye çünki ülke kalkınıyor iller kalkınıyor ilçeler kasabalar köyler değişiyor kalkınıyor halk konuşanı değil hizmeti görünce desdeklemektende geri kalmıyor yollar köprüler okullar hastaneler sanayi ve organize sanayiler birbir açılıyor çoğalıyor her ile havaalanları limanlar dev statlar spor alanları havuzlar enerji ve sulama barajları göletleri kanallar dev parklar çocuk oyunalanları herile üniversire ilçelere yüksek okullar arazilere toplulaştırmalar

Avatar
yürüyüşün sebebi parti içine susun demek için 2017-06-28 10:29:56

bence kemal kılıçtaroğlunun yürüyelim asıl sebebe parti içindeki muhalifleri susturmak için son referandumdaki yenilgide konuşulmasın uzun süre tartışılmasın diye çünki bakın yürüyüşte neden deniz baykal yok muharrem ince yok eski tanınmış CHP liler yok halen anlamadınızmı mesele parti içi muhalefetin konuşmalarının dikkatini yürüyüşle yollara çekmek dikkatleri yoksa adalet madalet bahane peki yürürken ya yollaradaki araç trafiğine aksatma varmı geçtikleri yerlerde araç trafiği aksatmadan yavaşlamadan yürünmesi lazım ecevitci CHP liler yok yani göremiyoruz yürüyüşte biz onlara ecevitcilere milliyetçi muhafazakar solcular diyoruz onlar yok

Avatar
eminimki 2017-06-29 09:40:19

eminimki CHP nin yüzde 70 i bu yürüyüşte nereden çıktı diyor bir şu referandumun yenilginin sebeblerini konuşalım derken birden bire CHP deki muhaliflerin sesini kısmak için gündem değiştirmek için çıktı bu yürüyüş işi adalet için falan bunlar hepsi safsata bunu chp lilerde çok iyi biliyor onun için çok partililerde katılmıyor.tasvip etmiyor birden bire bu nenin nesiydi diye yani kılıçtaroğlu koltuğunu parti içinde korumak için bu yürüyüş işini çıkardı bakın parti içindeki muhafazakarlar yürümüyor yürüyüşe katılmadığı gibi desdeklemiyor yorum bile yapma gereği duymuyorlar sadece susgunlar.milletin derdi tarla arazi işleri düğün dernek milletin umurunda bile değil