İtirafın bu kadar çabuk geleceğini bende tahmin etmiyordum…
Hani şahsıma  karşı sosyal medya üzerinden iğrenç ve şerefsizce yapılan saldırılar…
Başkanın bir numaralı savunucusu, sık-sık birlikte görüntü verdikleri şu tescilli iftiracı, iflah olmaz küfürbaz… son yazısında başkanı savunurken  Ak parti içinde öyle bir kavga yok diyor ama, diğer taraftan da,:
“Hakarete, küfre, iftiraya, yalana, asparagasa karşı, belediye başkanının hoşgörü içerisinde yaklaşmasını beklemek, büyük bir insafsızlık değil mi?” deyiveriyor…
Ve ekliyor: “Vicdan, iz’an ve ahlaktan yoksun ifade, iddia ve iftirada bulunmak, sonra da şehrin emininin bütün bu pespayelik ve öfke diline karşılık hep sabretmesini beklemek, ne kadar insani, ne kadar ahlakidir?”
Sonuç:
Sonuç ortada... bu yazıya bakarsak demekki başkan da olması gerektiği gibi yapıp sabretmemiş... Ve gereğini yapmış...
Bu satırlardan siz de, “başkanın eli armut mu topluyordu… Karşılık vermeyecekti de ne yapacaktı… Susmasını mı bekliyordunuz” gibi bir sonuç çıkarmadınız mı?
Öyleyse bu yazılanlar, “evet bunları başkan yaptı ama, sorun bakalım neden yaptı?” şeklinde ikinci ağızdan itiraf değil de nedir…?
 
Peki Tokat konulu yazılarımızda sayın başkana  küfür veya iftira var mı… Yok…
Hatta başkanı koruyanlar cephesinden her fırsatta bana küfür var... Bana iftira var... Ama benim yazdıklarımda sayın başkana ne küfür ne iftira asla yok...
Başkan daha 2 çocuk parkı ve 2 yolun bir zenginin arazisine imar düzenlemesi adı altında nasıl eklendiği, oraya 12’şer katlı blokların nasıl dikildiğini açıklayamıyor… Açıklarsa... Ve o açıklamaya göre o 2 çocuk parkı ve yol, o araziye eklenmemiş çıkarsa ben iftiracı olacağım...

Daha bir çok yazımızda yazdığımız hiçbir şey çürütülemedi ama… hakkımda gerek sosyal medya olsun, gerekse böyle gazeteci görünümlü beslemeler eliyle olsun, ağır küfürler, hakaretler ve iftiralar hep devam etti... gidiyor…
 
Peki şu Ak Parti içinde birilerinin başkana karşı çalıştığı iddiaları doğru mu?... İç kavga yada…
Mesela, bu küfürbaz ve iftiracı yazarın, başkanı övme ve savunma adına yazdığı birkaç yazısında, partinin diğer kurmaylarını kinayeli şekilde tehdit ettiğini bende yazmış, uyarmıştım
O zaman,, Başkan ağzından yapılan bu tehditlerin, bu laf sokmaların, başkana karşı partisi içinde ciddi bir kırgınlık yaratacağına  bir kaç kez dikkat çekmiştim…

"Sayın başkana karşı partisi içinden bir saldırı var mı?” sorusuna gelince… 
Ortada bir saldırı var... Bu özellikle son zamanlarda açık-seçik görünüyor... Ama görünen ve hissedilenlere bakılırsa başkan... Hadi başkan demeyelim başkanı korumak isteyenlerin cephesinden hem gazeteci olarak bana hem de partisindeki diğer önemli siyasilere karşı ağır bir saldırı var…

Görünen çirkin saldırılar başkana değil ama, maalesef dönüp dolaşıp, atılan her taş başkanın kafasını yarıyormuş gibi bir durum var ortada...
Son yapılan ve haberlere konu olan paylaşımları gördünüz… Güya başkanı koruyanların alçak dili, ve parti içindeki çok önemli bir milletvekiline karşı “paralel" yani "terörist" demeye varan ağır saldırıları…
Evet bunlar açıktan yapılıyor… Ve pek bir yoruma açıklamaya da ihtiyaç bırakmıyor...
Yine de ben size konuyla ilgili daha çarpıcı olan... En azından "neler oluyor?" sorusu konusunda fikir vermesi açısından, Tokat’ta gazetecilik yapan bir ismin son bir hafta içindeki 3 paylaşımını sunayım…


 
 
Bu yayınları yapan gazeteci kim biliyor musunuz?...
Başkan Eyüp Eroğlu’nun ekibinden 2 önemli ismin yakın akrabası…
Belediye Meclis Üyesi İsmet Yiğit’in kardeşi… Başkan’ın sağ kolu olarak bilinen yardımcısı Osman Altunordu’nun da kayın biraderi…
Peki o, "vekil-vekil" diye yazıp rencide ettiği… Ama altına da onca rencide sözüne rağmen bir haber koyamadığı vekil kim dersiniz..?
Evet… Güya başkana karşı savaştığı iddia edilen milletvekili…
Yazdım... Yazacağım... Yazarım... Yahu bunlar tehdit edeğilse nedir?
Tehditse... Tehdit eden kim... Ettiren kim... Edilen kim???
 
Parti içinde birilerinin Paranoyak belirtiler gösterdiği… Ve bu paranoyaklık çerçevesinde çizgiden çıktıkları... En azından alçaklarla kol-kolaymış görüntüsü verdikleri şeklinde bir izlenim varsa bu benim suçum değil... Herkes kiminle oturup-kalktığına, kiminle görüntü verdiğine, kimlerin kendisiyle bağlantılı ne yazıp ne paylaştığına dikkat etsin...
 
Zeyid Aslan’ı şu Tokat’ta en çok eleştiren benim… Buna rağmen birlikte hareket ettiğimiz iddia ediliyor… Sonra da deniyor ki: Tokat’a açtığın ofisi bile kapatmak zorunda kaldın…
Haklılar kapattım… İyi de be akıl fikir yoksunları, Zeyid Aslan gibi kudretli bir milletvekili benim arkamda olsa, o ofis kapanır mıydı?
O ofisin kapanma hikayesini fazla deşmeyin… Her deştiğiniz olayın altında kalıyorsunuz… Onun da altında kalırsınız…
 
Evet zor bela, dişimden tırnağımdan biriktirdiklerimle memleketime bin-bir heves ve hayal bir ofis açtım… Sebebini söylemek istemediğim nedenlerden de 45 gün sonra kapattım… 
Kapatmak içime evlat acısı gibi çöktü ama yine de kangren olmasındansa, ateşi yarama basıp dağladım… ve çekildim…
Bunu birilerinin muayyer yerlerine kına yakarak karşıladıklarını biliyorum…
Ama o ofisin nasıl açıldığı, nasıl ve neden kapandığını yazacak olursak… Altından herkesin tahmin ettiği isimler çıkabilir…
Ben deşmiyorum... Tavsiyem siz de deşmeyin..

Ama konu açıldı madem.. kısaca şunu söyleyeyim…
Ofisi açmama içerleyenler tarafından şahsıma “Rest” çekildi…
Onlara göre hamleleri karşısında iki seçeneğim vardı.. Ya önümdeki taşları sürüp "görüyorum” demem, yada, “yokum” diyerek taşlarımı cebime koyup masadan kalkmam...
Ben kısaca düşünüp… Bunların iki seçenekli restlerine… üçüncü ve beklemedikleri belki oyunun kurallarında da olmayan, mutand karşı bir hamle yaptım...
“Resti görüyorum” yada “yokum” demeden önce… Taşlarımı, çoğunun dökülmesine aldırmadan cebime koydum… Ve gözlerinin içine bakıp “restinizi gördüm” dedim…
Hepsi bu…

O sağlam... o orantısız şekilde avantajlı elle, ne o masadan beni kaldırabildiler… Ne de o masada benden alabilecekleri bir şey var artık…
Buna rağmen... Yani bariz şekilde ekmeğimle oynanmasına rağmen... Şahsiyet lincine tabi tutulurcasına, alçakça bir dille eşimi de işin içine karatarak saldırmalarına rağmen, asla onların üsluplarıyla karşılık vermiyorum... Hatta mümkün olduğunca çoğunu görmezden gelerek işimi yapmaya devam ediyorum... 

Ortaya çıkan alçaklıklar bana değil de başka birilerine bulaşıyor yada işaret ediyorsa... Beni küçültmesi beklenirken başkalarını küçük duruma düşürüyorsa kimse kusura bakmasın bunun suçlusu da ben değilim...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Zeynep Kaynak 5 gün önce

Olayın aslını bilmem ama bildiğim bisey varsa benimde oy vermiş olduğum Eroğlu nun asla eleştiriye gelememesi... Bazıları seçimde Eroglu nun şahsına oy vermiş olabilir ama ben sırf parti için ona verdim..ama gel gör ki vatandaşın oyuyla oraya gelen adam en ufak bir elestriye tahammül edemiyor... Yapmayacaksın efendii o zaman o işi

Avatar
Serdar 4 gün önce

Eroglu nu severim ama bazı projeleri sorduğumuzda bu dönem yetişmezse bi daha ki dönem diyor...nerden biliyon tekrar seçileceğini... Söz verilenler zamanında yapılmalı..en azından projelerin özellikle de büyük projelerin hepsi olmasada en az %80-90 i yapılmali